“…’yanlış kişiye yönelmiş, aşırı yoğun aşkın aptallığından dem vuranların da, bu müthiş şiirlerin yazıldığı dönemin felsefesiyle ve sanatıyla çok yakından ilişkili olan dilini de, ruhunu da yorumlamayı başaramadıkları açıktı.İnsanın kendini içine çeken bir tutkuya kapılmasının, sevdiği kişinin hayatına teslim olmasıyla sonuçlanacağı doğrudur şüphesiz, ama yine de, böylesi bir teslimiyetten doğacak bir kazanç da olabilir…”
“Hayatta yaşanan büyük olaylar çoğunlukla insanı pek az etkiler; kişinin bilincinden çıkarlar ve onlar üzerine düşündüğümüzde, bu olayların gerçekliklerini yitirdiklerini fark ederiz. Tutkunun kızıl çiçekleri bile, unutuluşun gelincik çiçekleriyle aynı tarlada yetişir sanki. Onların hatırasının üzerimizde yarattığı ağırlığı reddeder, onlara karşı merhemler yaratırız içimizde. Ama küçük şeyler, önemsiz şeyler, bizimle kalırlar. Beyin en narin, en geçici izlenimleri ufak, fildişi bir hücrede saklar.”