O sıralar beni üzen bir mesele daha vardı : Ne ben kimseye benziyordum ne de herhangi biri bana. "Tek başımayım ama onlar hep birlik." diye düşünmekten kendimi alamıyordum.
Pek toy olduğum meydandaydı.
Niçin ben böyle arzularla yaratılmışım? Yoksa dünyaya gelişimin biricik sebebi, varlığımın sadece bir yalan olduğu neticesine varmak mıdır? Maksat sadece bu mu? İnanmam.
Teoride "bir çiçeğin sallantısı en uzak yıldızdan hissedilse"de , pratikte , bahçemizin Neptün'ün yörüngesi üstünde hiçbir etkisi yoktur, çünkü yerçekimi kuvveti çok zayıftır ve mesafeyle birlikte hız da azalır. O halde,dünyanın bağımsız parçalara bölünebileceği inancında gerçeklik payı olduğu çok açıktır.Fakat bu doğayı incelerken izlenecek evrensel bir yöntem değildir.Doğanın birçok bölümü ayrı ayrı incelenebilecek bağımsız parçalara ayrılamaz,ayrılabileceğini sanmak salt ideolojik bir yaklaşım olur.
Mesele, dünyayı ne ayrışmaz bir bütün olarak gören ne de bu görüşle aynı derecede hatalı olan şu anki baskın görüş gibi dünyanın ayrıştırılabilen ve ayrı ayrı inceleyebileceğimiz kendi özelliklerine sahip parçalardan oluştuğunu söyleyen bir üçüncü görüş oluşturmaktır.Biri modern dönem öncesi feodal dünyayı yansıtan, diğeriyse rekabetçi,bireyci,girişimci modern dünyayı yansıtan bu iki ideoloji, doğadaki etkileşimlerin zenginliğini görmemizi engellerler.Dünyanın verimli bir şekilde anlaşılmasına ve sorunları bilim aracılığıyla çözmemize mani olurlar.