Kitaba başlamadan önce beklentimi çok yüksek tutmamın hayal kırıklığını yaşıyorum sanırım...
Evet, bu bir kişisel gelişim kitabı. Ancak ben diğer kişisel gelişim kitaplarından farklı olmasını umut etmiştim çünkü kitap hakkında çok fazla iyi yorum okumuştum. Kişisel gelişim kitaplarını okumak yerine psikoloji kitapları okumayı tercih ediyorum ancak dedim ya, bu kitabı diğerlerinden farklı sanmıştım, yanılmışım.
Bana sanki biraz toksik pozitiflik içeriyor gibi geldi. Kitabın içindeki bazı örneklere, "Yok artık!" diye tepki verdim... Mesela, kitabın başlarında yazar bir örnek olarak hastasından bahsediyor. Hastası bir sıkıntısından kurtulduktan sonra lensleri gözüne batmaya başlıyor ve gözleri iyileşiyor (?) fakat sonrasında sürekli bu duruma inanamadığını kendisine tekrar ettiği için gözleri tekrar bozuluyor? Ben mi yanlış okudum ya da yanlış anladım diye düşündüm ancak tam olarak bu anlatılıyor.
Kitapta aşılanmaya çalışılan konu aslında güzel. Kendimizi sevmek, kabullenmek, düşüncelerimizi değiştirmek vb., hepsi çok güzel. Ancak önceden de dediğim gibi çok fazla toksik pozitiflik gibi duruyor. Samimi gelmedi sanki bana. Yazar sanki kendimizi kabullenirsek, seversek bütün hastalıkları yenebilir ve ölümsüz olabilirmişiz gibi lanse etmiş çoğu şeyi. Olumlu düşüncenin hastalıklar üzerinde tabii ki çok büyük etkisi vardır ancak yazarın abarttığı kadar etkisi olduğunu düşünmüyorum. İnsanlar hasta olur. Kendilerini sevseler de, hatta hayatları boyunca hep mutlu olsalar, hep pozitif düşünseler bile hasta olabilirler. Yani, bazı noktalarda aşırıya kaçılmış gibi hissettim.
Yazarın dili basit ancak çeviri konusunda sıkıntılar olduğunu düşünüyorum, bazı cümleler devrikti. Puntosu büyük ve yazı dili basit olduğu için kitap hızla okunuyor. Okumam birkaç saatimi aldı yalnızca. Ama
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!