"Szeth kül gözlü cesetlerin arasında durarak Parekılıcı'm indirdi. Burada, Alethkar’da, insanlar sık sık efsanelerden bahsederdi; insanoğlunun Yokelçilere karşı zor kazanmış olduğu zaferden. Ama kâbuslarla savaşmak için yaratılmış olan silahlar sıradan askerlere karşı döndüğü zaman, insan hayatı pek ucuz bir şey hâline geliyordu.
Szeth döndü ve terlikli ayakları yumuşak kırmızı halının üstünde yoluna devam etti. Parekılıcı, her zaman olduğu gibi temizdi ve gümüş renginde pırıldıyordu. Bir Kılıç ile öldürdüğün zaman üzerinde kan olmazdı; kan bir işaret gibi görünürdü. Parekılıcı sadece bir aletti, cinayetler için o suçlanamazdı."
"Bu, bugün beyaz giymeyi içeriyordu. Belden iple bağlanmış gevşek beyaz bir pan tolon ve üzerinde de önü açık, uzun kollu ince bir gömlek. Bir katilin beyaz giyinmesi Parshendiler arasında bir âdetti. Her ne kadar Szeth sormamış olsa da, efendileri neden olduğunu açıklamışlardı.
Beyaz cesur olmak içindi. Beyaz geceye karışmamak içindi. Beyaz uyarmak içindi.
Çünkü eğer bir adamı öldüreceksen, geldiğini görmeye hakkı vardı."
"Gerin, bedenim, gerin;
Doğan güne karşı.
Duyur, duyurabilirsen,
Elinin kolunun gücünü,
Ele güne karşı.
Bak! Dünya renkler içinde!
Bu güzel dünya içinde
Sevin sevinebilirsen,
İnsanlığın haline karşı.
Durmadan işleyen saatlerde
Dişli dişliye karşı,
Dişlilerin arasında,
Güçsüz güçlüye karşı,
Herkes bir şeye karşı;
Küçük hanım, yatağında, uykuda,
Rüyalarına karşı.
Gerin bedenim, gerin,
Doğan güne karşı."
- Orhan Veli KANIK