Aynanın karşısına geçer: “Nasıl görünüyorum?” diye ken-
dimize bakarız.
Bazen bir arkadaşa sorarız: “Nasıl görünüyorum?”
“Nasıl görüyor?” diye de sormalıyız.
Çünkü O, görülmeyeni de görüyor. Kalbimi görüyor.
Çünkü O, bilinemeyeni de biliyor. Aklımdan geçenleri,
düşündüklerimi…
Nasihatten rahatsız oluyor muyuz?
Bize biraz daha dikkatli olmamız, haram-helal hassasiye-
tini kaybetmememiz gerektiğini söyleyenler olursa canım
sıkılıyor mu?
Bulunduğumuz ortamda biri Allah’tan, peygamberden,
kitaptan bahsedince; “Yine vaaza başlama.” diyor muyuz?
Ya da Kitaptan ayetler okununca şöyle oluyor mu?
“Allah, sözlerin en güzeli olan bu Kur’an ayetlerini, ken-
di içinde tutarlı, tekrarlayan mükemmel bir kitap hâlin-
de indirmiştir. Rablerine saygı duyanların (azap ayetlerini
okuyunca) ondan tüyleri ürperir; sonra (rahmet ayetlerine
gelince) Allah’ın zikrine karşı tenleri yumuşar, gönülleri sa-
kinleşir. İşte Allah’ın yolu budur. (Gerçeğe ulaşmak) isteyeni
bu yola iletir. Allah (kendi tercihinden dolayı) kimi saptır-
mışsa hiç kimse onu doğru yola iletemez.”3
Uyarılınca tüylerimiz ürperiyor; müjdelenince tenleri-
miz yumuşuyor, gönüllerimiz sakinleşiyorsa kitabın tarifine
uyuyoruz demektir…
Rahatsız oluyorsak, kalp katılaşmaya başlamış demektir…