Nurettin Topçu,Âkif’in Safahat’ını bir daha ve farklı bir gözle okumam gerektiğini anlattı bana.
Meğer ben de birçokları gibi Âkif’in şiir sanatına dair hünerini,kafiyelerindeki mahareti,sözdeki ustalığını fark etmişim sadece. “Safahat”ın Âkif’in iç dünyasındaki safhaları yansıttığını hiç düşünmemişim. Onun isyanını,vicdanını,haykırışını,yakarışını tam manasıyla anlayamamışım.
Nurettin Topçu,Âkif’in adını Fuzulî ve Sinan ile;Mozart ve Voltaire ile;Yunus ve Mevlânâ ile yani büyük insanlarla anıyor. Hakkı var. Âkif,onun nazarında bir ömür peşinden koştuğu Hakk sırrına nail olmuş bir evliya gibidir.
“…Âsım’ın nesli başladığı yerde son buldu. Cemiyetimizde ilim ve irfan eliyle inkılâp yapacak olan Âsım’ın yerinde hep siyaset ve muvaffakiyet nimetleri kovalayan,dünya varlığına minnetli,kuvvet karşısında zebun yaşayan çelimsiz iradeli,birbirlerine güvenemiyen bir gençlik görüyoruz.”
Sayfa 73 - Yazım ve noktalamalar olduğu gibi aktarıldı.·Kitabı okudu