“Doğal olanı bozan her sistem önce çocukları hedef alır” gibi büyük laflar edip, ardından da “ilkokul çağındaki çocukların %45’i kendini LGBT diye adlandırıyor” gibi kaynağı belirsiz, yöntemi belirsiz, uydurma bir oran sıkıştırmak; bilimsel çalışma değil, açık biçimde korku pazarlamasıdır. Bu istatistiği nereden buldun? Hangi ülke, hangi yıl, hangi örneklem, hangi soru formu, hangi hakemli yayın? Bunlar yoksa bu “veri” değil, sosyal medyada dolaşan bir uydurmadır. Kaldı ki elinde gerçekten bilim olsa, böyle hamasi “propaganda/terör örgütü” dili kullanmazdın. Çünkü LGBT bir “örgüt” değil; insanlar. “Propaganda” dediğin şeyin altında komşun, öğrencin, öğretmenin, doktorun, kasiyerin, avukatın var. İnsanların cinsel yönelimi/kimliği “problem” ya da “terör” diye yaftalanacak bir konu değil; bu, düpedüz damgalama ve hedef göstermedir. Kimse kimseyi eşcinsel olmaya zorlayamaz. Cinsel yönelim reklamla, dersle, “anlatmakla” üretilen bir şey değil. Amerikan Psikoloji Derneği cinsel yönelimi “kalıcı bir çekim örüntüsü” olarak tanımlar; insanların “gay/straight” olmayı seçmediğini, ancak duygularına nasıl davranacağını seçebileceğini açık biçimde ifade eder. Dünya Sağlık Örgütü de 1990’da eşcinselliği “ruh hastalığı” sınıflandırmasından çıkarmıştır; yani “problem/hastalık” diye pazarlanan çerçeve zaten bilimsel değil. Çocuklar üzerinden panik üretmeye çalışıyorsun ama gerçek tablo bambaşka: “LGBT diye kendini tanımlamak” ile “çocukları hedef alan propaganda” arasında kurduğun bağ kanıtsız. Üstelik ciddi kurumların izleme raporlarında LGBT öğrencilerin yaşadığı temel risk “var olmaları” değil; şiddet, zorbalık, güvensizlik ve ruh sağlığı üzerindeki baskıdır. CDC’nin verileri de LGBT (özellikle transgender ve questioning) gençlerin okulda kendini daha güvensiz hissettiğini, daha