Bilinçaltı zihin akıl yürütmez veya ne amaçladığınızı bilmez. Sözlerinizi sadece öneri olarak kabul eder ve istediğinizin bu olduğunu düşünür. Bu nedenle, dilinizi denetlemeyi öğrenmeli ve er ya da geç geri dönüp size zarar verecek sözcükleri ortadan kaldırmalısınız.
Bir öğrencinin sözü “şüphe” ya da “şüpheli” olabilir. Bir başkasında “stres” ya da “stresli” olabilir. Sözcükler, arkalarında gerçek bir düşünce olmadan, alışkanlıkla konuşuluyor. Bunlar yaygın, gündelik kelimelerdir, ancak bunlar refah düşüncesine yardımcı olmayan kelimelerdir; yalnızca istemediğimiz şeyleri yaratmaya hizmet eden ve yaptığımız refah çalışmasını boşa çıkaran kelimelerdir.
Bilinçli aklımızla karar veririz. Bu fikri kabul edilene kadar bilinçaltına aşılamak için bilinçli zihnimizi kullanırız. Tohum bir kez zihin toprağına kabul edildiğinde, tıpkı toprağa ekilen tohumun bir bitki ya da çiçeğe dönüşmesi gibi büyüyecek ve tezahür edecektir. Öncelikle işimizi yapıp tohumu ekiyoruz. Olumlu düşünce ve beklentiyle toprağı besliyoruz.
İçinde bulunduğumuz durumu belirleyen, bilincimizde ve bilinçaltımızdaki baskın düşüncedir. Arzulamadığımız şeyleri neden kendimize çekeriz? Bu sonuçlar bilinçaltında yerleşen düşünce ve izlenimlerin ortaya çıkmasıdır. Bu yüzden bilincimizi yeni bir baskın düşünceye, yeni bir farkındalığa kaydırmalıyız.