Zamanlar geçti, meşguliyetimiz ve imkanlarımız
arttı. Artık küçük ve köhne mekanlarda değil çağdaş ve geniş ortamlarda yaşar ve asrın son gelişmelerini kullanır hale gelmiştik. Artık ümitsiz de değildik, ümidimiz bir arzuya dönüşmüştü; "daima daha çok" arzusuna. Ve birden fark ettik ki artan imkanların aksine hassasiyetimiz azalmış, gözü yaşlı ve gönlü gözyaşı ile yıkanmış mütevazı insanlar, yerlerini dilinde parlak sözler, gönlünde gelecek endişesi olan müreffeh insanlara bırakmış.