Sevgi, en büyük ve asıl konusuna kavuşuncaya kadar, şefkat, merhamet duraklarından geçecektir. Hayvanlara acıyış, insanların yardımına koşuş, sadece ahlâkî bir görev değil, aynı zamanda gönül işi, sevgi işidir.
Bir aşk ve coşku dünyası kurmalısın ki, halkı içine çekebilesin. Halk çocuk gibidir. Hakikatleri çırılçıpılak sunma onları ürkütebilir. Çocuğa, acı ilacı verdiğinizde yüzünü buruşturur. Ama onu şekerin içine koyup verirseniz şekerin hatırına ilaca da razı olur. Murat, şeker vermek değil, acı ilacı yedirmek olduğundan şekerli hapın alınmasıyla maksat hasıl olmuş olur. Siz de doğrudan ders olarak dinletemediğiniz ilahî bilgileri, şiir içinde, musikinin aracılığıyla, semâ coşkusuyla verebilirsiniz.
İmâm-ı Gazalî ve Muhyiddin-i Arabi’nin getirdikleri Mevlana’nınkiyle birleşince, üç temel öğesiyle İslam düşünce, duygu ve ilham dünyasının bir bütün halinde idraki ve yorumu mümkün oluyor. İslam düşünce dünyasının büyük üçgeni ya da sacayağı da diyebilirsiniz bu üç büyüğe. İmanın tehlikeye düştüğü noktalarda beliren ışıklardır bunlar. Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamber Efendimizin mucize ışıklarının devam edişi. Pencerelerden pencerelere, şehirlerden şehirlere, ülkelerden ülkelere, yüzyıllardan yüzyıllara vuran ölmez ve sönmez hakikat ışıkları...