Bu kitaba hiçbir şey saklamama kararıyla başladım, isteyenin kendisi gibi bir insanın kalbini okumaktan yarar sağlamasaydı niyetim;
ANCAK,
bazı düşüncelerimiz var ki gökyüzündeki melekler gönüllerince okuyabilirler ama yeryüzündeki kardeşlerimiz, en iyi, en müşfik yürekli olanlar bile okuyamaz.
İnsan yüreği kauçuk gibidir, az bir şey onu şişirir ama çok fazlası onun patlatmaz.
Eğer,
‘hiçbir şeyden biraz fazlası onu rahatsız ederse, her şeyden biraz azı onu kırmaya yeter.’
Bedenimizin dış yüzündeki uzuvları gibi, onun da özünde hayati bir güç vardır, dışarıdan gelen şiddete karşı onu güçlendirir.
Nihayet, yüksekte bir meşe ağacının eğri büyrü köklerinin arasında üç dünya güzeli Çuhaçiçeği keşfettim;
saklandıkları yerden etrafı o kadar tatlı gözetliyorlardı ki, bunu gören gözlerimden yaş akmayabaşladı ama benden o kadar yüksektelerdi ki, 1-2 tane de olsa üzerinde hayal kuracak ve eve götürecek kadar toplamaya çalıştım;
tümseye tırmanmadan onlara uzanamıyordum; arkamda ayak sesleri duyunca bu işe girişmekten vazgeçtim, yoluma devam edecektin ki, çok tanıdık bir ses ciddi, alçak tonda söylediği, “izin verin size toplayayım onlardan Miss Grey,” sözleriyle irkildim.
“Gideceğim bir yer daha var” dedi ve görüyorum ki… (masanın içindeki kitaba bakarak) başka birisi de okuyormuş size.”
Evet efendim Miss Grey bana bir bölüm okumak nezaketini gösterdi, şimdi de bizim Bilal için diktiğim gömleğe yardım ediyor…