GÜZEL AHLÂK VE CÖMERTLİĞİN FAZİLETİ
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Kıyamet günü, (ameller tartılırken) mîzâna ilk konulacak şey, güzel ahlâk ile cömertliktir. Allâhü Teâlâ, imanı yarattığında; iman ‘Yâ Rabbi! Beni kuvvetlendiriver.’ dedi. Allâhü Teâlâ, onu, güzel ahlâk ve cömertlikle kuvvetlendirdi. Allâhü Teâlâ, küfrü yarattığında o da ‘Yâ Rabbi! Beni kuvvetlendiriver.’ dedi, onu da cimrilik ve kötü ahlâkla kuvvetlendirdi.”
“Allâhü Teâlâ, hak din olarak İslâm’a razı oldu. Bu yüce dine yakışan, cömertlik ve güzel ahlâktır (yani dininiz, bu ikisi ile ayakta durur). Siz, dininizi, bu ikisi ile süsleyiniz.”
Cömertlik, mal ile olduğu gibi nefisle de olur ki, nefisteki cömertlik, güzel ahlâktır. Kim güzel ahlâklı olursa, insanların kalpleri, ona muhabbete meyleder.
Bir kimse hakîkî mümin olduğunda, o kimsede Cenâb‑ı Hakk’ın takdirine teslimiyet, nasibi olan rızka kanaat ve her işinde Allâh’a tevekkül hâlleri yerleşir. Bu hasletlere sahip olan mümin, Allâh’ın, kendisini rızıklandırdığı şeylerden cömertçe ihsanlarda bulunur, pek huzurlu ve müreffeh yaşar.
Dinden yüz çevireni ise hırs kaplamıştır; onun, elindeki dünyalığı artırmaktan başka bir kaygısı olmaz. Onu kaplayan açgözlülük ve cimrilik hâli, Allah yolunda tasadduk etmekten onu alıkoyar. Hayatı darlıklar; kalbi de karanlık içindedir; rûhî buhranlardan kurtulamaz.
Hakîm‑i Tirmizî (rah.), Nevâdiru’l‑Usûl kitabında şöyle demiştir: İslâm ismi, cömertlik üzerine kurulmuştur. Zira İslâm, nefsi ve malı, Allâhü Teâlâ’nın hak olarak tayin ettiği yerlere teslim etmek demektir. Bir kişiyi cimrilik kapladığında, nefsini ve malını bu yerlere sarf edemez. Malda cimrilik eden, nefsini, Allâh’ın emrine teslim etmekte daha cimri ve hasîs davranır. Nefiste cömertlik eden (Allâh’ın emrine teslim olan) ise, malını Allah