Hepimiz bazen birileriyle o kadar yaklaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür;bizi ayıran küçücük bir köprü vardır,hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şü soruyu sorsam:Bu köprüyü geçip bana gelir misin? İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin;sorumu tekrarlarsam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgıb negirler girer;bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülüverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde sözcüklere sığamayacak kadar büyüyüverir gözünde,yutkunur ve şaşar kalırsın.
Kemikleri,eti,bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa,ruhun çalkantıları ve ihtirasl da kibirle kapatılmıştır;o ruhu kaplayan deridir.
Breur yaşlanma,sevdiklerini kaybetme ve dostlarlndan uzun yaşamanın asıl acı yanının sizi inceleyen gözlerin bulunmaması olduğuna inanırdı;hiç kimsenin dikkat etmediği bir yaşamdan duyulan dehşet…