Dünyayı değiştirmek için yapabileceğiniz en güçlü şey.
yaşamın doğası, insanlar, gerçek hakkındaki inançlarınızı
daha olumlu bir şeyle değiştirmek... ve buna göre
davranmaya başlamaktır.
Bedenimiz bilincimizin fiziksel bir ifadesidir aslında.
Kendimizle ilgili taşıdığımız kavramlar sağlığımızı ve
güzelliğimizi ya da bunların eksikliğini belirler.
Kavramlarımızı derinlemesine değiştirdiğimizde, fiziksel
varlığımız da takıma uyar. Beden sürekli değişir, her an
kendini yeniler ve yeniden inşa eder; ve o bunu yaparken
zihin tarafından gösterilenden başka bir örneği izlemez.
Bilincimizi en yüksek ruhsal idrakle ne kadar çok uyuma
getirirsek, bedenimiz de bireysel kusursuzluğumuzu o
kadar çok ifade eder.
Mutlu olabilmek için dışarıdan bir şeyler almak
zorunda olduğumuzu düşünmeye alışmışızdvr; ama gerçekte
tam tersi bir işleyiş söz konusudur: Asıl, içimizdeki
mutluluk ve doyum kaynağıyla bağlantı kurmayı öğrenmeli
ve onu başkalarıyla paylaşmak için dışarı akıtmalıyız böyle
davranmak erdemlilik olduğu için değil, ama gerçekten
harika bir duygu olduğundan! Bir kez o kaynakla uyum
sağladığımızda, onu paylaşmayı doğal olarak isteriz; çünkü
bu sevginin esasıdır ve biz hepimiz seven varlıklarız.
Fikirler kendi başlarına bir kuvvet oluşturmazlar. Bilinç alanındakı tek şey onlar olsaydı bir kuvvet oluştururlardı ama genellikle duygularla çatıştıklarından,eksik olan kuvvetlerini kendilerine karşı mücadele ettikleri duygulardan ödünç alırlar.
Fikirlerin güçsüzlüğü daha acınasıdır çünkü onları tamamen kontrolümüz altında tutarız. Bilinç dünyasının basit düzenli determinizmi bize akıl konusunda neredeyse mutlak özgürlük verir.
İçimizde yüce ve asil olanı uyandırmak yerine,neredeyse bütün yazarlar,hayvansal güdülerimiz için iştahlnıp,bütün güdülerimizi omuriliğimizle sınırlı saydılar. Düşünen insan için edebiyat üreteceklerine,ahlak düşkünelerinin edebiyatını yaptılar.