Leman Humbetova

Barbarlığa karşı medeniyetin verdiği savaş kazanılmışken ve barbarlık bütünüyle yok olmuşken barbarlığın hayata dönüp de medeniyete savaş açması komik bir ifadedir. Eğer medeniyet daha önceden yendiği düşmanın karşısında diz çöküyorsa, onu savunacak kimse kalmayacak kadar dejenere olmuş demektir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Deorum injuriae Diis curae. (Tanrılara verilen zararı Tanrılar iyileştirir) ilkesini bilirsiniz. Tanrı’ya karşı işlendiği varsayılan bir suçu toplumun cezalandırmaya hakkı var mıdır meselesi hâlâ çözülememiştir. Ancak din adına yapılmış bütün zulümler başkasını dindar kılmanın farz olduğu inancına dayanarak yapılmıştır.
Kişinin kendi isteklerini yapması, en iyi yol olduğu için değil, kişinin “kendi yolu” olduğu için savunulmaktadır. İnsanlar koyun değildir. Hatta koyunlar bile birbirinden kolaylıkla ayırt edilebilir canlılardır. Bir insan, ölçüleri alınmadan bir çift ayakkabıyla bir palto bile alamazken, aynı insandan tek bir yaşam tarzını kendine uydurmayı beklemesi saçmadır.
Algı, muhakeme yeteneği, farklı şeyleri birbirinden ayırma yeteneği, zihinsel aktivite ve ahlaki tercihler gibi insana özgü yetenekler seçim yapıldığı taktirde kullanırlar. Doğrudan geleneği uygulayan bir kişi, aslında seçim yapmamıştır. Bu durumda birey, onun için neyin iyi olacağını ayırt etme yeteneğini geliştiremez. Zihinsel ve ahlaki yetenekler de kaslar gibi kullanıldıkça gelişirler.
Eğer bireysel gelişmenin kişisel mutluluğa götüren en önemli unsurlardan biri olduğunu herkes kabul etseydi, özgürlüğe gereken değerin verilmeyeceğinden korkmaz, özgürlüğü ihlal etmeden ne gibi müdahalelerde bulunabileceğini kolayca belirleyebilirdik.