Ve çarpışan arabalara geldiğimizde görevliye iki adet bilet uzattı.
"Neden?" diye sormadan edemedim.
"Çünkü kontrolü bırakmalısın,"dedi."Bazen sadece çarparsın,gözünü kapatıp bir yerlere sürersin ve bazen hiçbir yere varamazsın.Buna yaşamak denir,Kylie."
Ophelia valley'i,sırlarını,karakterlerini çok özlemişim.Nagi'nin neredeyse her kitabını okumuş biri olarak en sevdiğimin bu seri olduğunu kabullenemiyordum çünkü çok daha uzun serileri vardı ve onları daha çok sevmem gerekir diye düşünüyordum daha uzun oldukları için.Bu kitapla bu serinin en sevdiğim olduğunu kabullendim.
Ben saklambaç ve sobeyi okurkende Kylie'den hiçbir zaman nefret etmemiştim.Ansel'in bu sefer peşine birini taktığında da.Zarar gelmesini istemiyordu,Dylan'ı istiyordu.Ansel ne kadar yalnızsa Kylie de o kadar yalnızdı.Dylan kasabadan gittiğinde,olaylar bittiğinde hiçbir arkadaşına söyleyemediği bir şekilde rehabilitasyonda kalıyordu ve bunu öğrendiklerinde bile Maddie kendilerine yalan söylemiş olmasını mesele haline getirdi.Kylie'nin orada kalıp onlara söyleyemecek kadar yalnız olduğunu değil.Dylan'dan hoşlandığı için hep suçladılar ama kimse Henry'i Maddie'den -yakın arkadaşının eski sevgilisinden- hoşlandığı için suçlamadı.
Kylie'nin belki kendisine ve diğerlerine itiraf edebildiği tek şey Dylan'dan hoşlanmasıydı ki bence bu konuda kendi de yanılıyordu.Ailesinin o çocuğa olan hayranlığını kıskanıyordu.Babasını yenilmez bir rakip olarak görüyordu ve Dylan Kylie'nin babasını satrançta yenmişti.Kylie'nin dediği gibi küçük bir şeydi ama Kylie babasının yenilmez olmadığının orada farkına varmıştı.Orada küçük bir açık görmüştü ve bu yüzden Dylan'a hayrandı.
Ansel ve Christopher'a gelelim.Ben ilk iki kitapta ikisini yakıştıramıyordum ve bence bu kitap biraz onu kanıtladı.
"Christopher'ı seviyorum
"Senin nasıl alıkonduğunu bilmiyorum,"dedim "Hayatım boyunca birilerinin seni yenebileceğini düşünmezdim."
"Kendim yakalandım,"dedi."Planım buydu.Ben yakalanmasaydım seni alacaktı."
"Seni aldığı için bende av olmayı seçtim."