Ophelia Valley kasabasını ve içindeki o gri karakterleri inanılmaz özlemişim... Öncelikle seriyi okumamış kimse bu kitabı da okumasın çünkü önceki kitaplardan farklı bir olayı anlatıyor olsa da içerisinde bolca spoi ve eski olaylara da atıflar var. Karakterlerimiz önceki kitaplarda yaşanan olayların ardından eski yaşamlarına dönmek için çabalarken, başlarına çok benzer ama bir yandan da çok farklı bir olay daha geliyor. Bu sefer hedefimiz Kylie ve onun o karanlık zihniyle olan savaşları aslında. Bu zamana kadar hiç yapmadığım bir şey yapacağım ve kitabın içinden bir alıntıyla devam edeceğim;
"Hatırlamadığımız o cümlenin insanlara yapabileceklerini unutmadığımız, umursamadan yan yana getirdiğimiz birkaç kelimeyi başka bir insanın kaç kez tekrar ederek düşündüğünü artık bildiğimiz..."
Bence kitabın asıl olayı bu alıntı çünkü her şey bir çözüme ulaştığında "evet, gerçektende öyle" dememi sağladı.
İşlenen gizem kesinlikle ters köşe olmayan, okuyanların çok kolay anlayabileceğini düşündüğüm bir gizemdi. Yani aslında bence bu kitabın olayı, hatta bu serinin olayı hiçbir zaman katilin kim olduğu, ters köşenin tahmin edilebilir mi olduğu değil, katile gidilen o yolda karakterlerin yaptığı yanlışların, verdikleri kararların sonuçlarının ne olduğu oluyor. Bazen bir insana söylediğimiz küçücük bir şey bile o insanın hayatında büyük yaralar açabiliyor ve bunu bence çok iyi anlatmış yazar. Kitapta en sevdiğim şey karakterlerin mükemmel ve bembeyaz olmaması, aksine bir çok sorunları olan ve kötü insanlar bile olma potansiyeli olan karakterler olmalarıydı. Kylie'nin boğuştuğu sorunlar, aslında her şeyin altında yatan sebepleri okumak keyifliydi. Ansel ve dedektifin ilişkisinin geldiği son noktayı belki sevmeyenler olur ama bence kesinlikle olması gereken şey oldu. Dylan ve
Her şeyden önce bu kitabı beğenmeye niyetim asla yoktu. Sobe incelememe bakarsanız ilk iki kitaba çok bayılmadığımı görürsünüz. Nasıl gelişti de kitaba 10 puan verdim hatta baya da etkilendim bilmiyorum. Gerçi biliyorum ve tam olarak onu anlatacağım sanırım.
Bu kitaptaki karakterleri sevebilmemiz için çok nedenimiz yoktu. Hatta bolca nefretlik şeyler vardı. Ama düşündüğümüzde bu karakterlerin yerine kendimizi koyduğumuzda tüm insanlardan nefret etmek için fazlaca sebebimiz olduğunu gördüm. Biz insanlar hatalar yapmaktan mesulüzdür. Böyle deyince garip oluyor ama insanlar dünyaya hata yapmak ve hatalardan ders almak için gelir. Dini inançların temelinde de cennet - cehennem kavramlarının ucunda da hata yapmak ve sorumluluk bilinci var derinlemesine düşündüğümüzde.
Bir yukarıdaki paragrafta bahsettiğim şeyi, kitaplardaki karakterlerin de özünde insan olarak yazılmasının hedeflenmesi tam olarak kafama oturduğunda fark ettim. (Çok karışık cümle kafam karıştı) İnsanlığın griliği çok şeffaf bir şekilde görülüyordu seride. Özellikle bu kitapta.
Ben yazarın bu kitaptaki yazım diline bayıldım. Serinin ilk iki kitabını okumadan önce HGOİ okuduğum için yazarın serinin sonuna kadar yazım dilini arşa çıkardığını biliyordum (hgoiden bahsediyorum) ama son iki kitabın çıkış tarihinin saklambaç ve sobeden sonra olduğu kısmını aklımda tutmamışım. Bu kitapta bildiğiniz üzere aralık ayında çıktı. Ve sonunda Kabal kalemi beklentimi bu kitapta aldım.
Kitaptaki olayların bağlantısının kuruluş şeklini çok sevdim. Tahmin edebildiğim şeyler de vardı ama edemediğim bir iki şey de gördüm ve bu beni baya mutlu etti okurken. İlk 200 sayfa bittiğinde kitap bitene kadar başından kalkamayacağımı anlamıştım. Dolayısıyla merak duygusu hep bir kenarda benimle kitabı okudu.
Bu kitapta suçlu kişiden
Offf nasıl bir finaldi bu böyle? En çok görmek istediğim epilog kısmı yoktu ve bu bir dramdır Bir kaç sene sonrasını görmek isterdim ama kesinlikle harika bir kitaptı özellikle son bölümlerdeki aksiyon fenaydı Yani kızlara hem üzülüyorum hem de hak ettiler biraz diyorum çünkü bu amigo kızlar öyle masum değiller. Her biri travmatik geçmişleri ile geldikleri noktada yaşattıklarını yaşadılar, tabi arada yitip giden masumlarda yok değildi Aşk hayatlarına gelecek olursam elde bişey yok Ansel gibi biri ilişki içinde olabilir mi bilmiyorum ama Christopher ile Dylan arasında insan karar da veremiyor Sonunda neler olduğunu kendiniz okuyup görün bakalım. Ve yazarın kalemi gittikçe daha da mı iyi oluyor ne Mükemmel bir iş çıkarmış kesinlikle
.
Kitabımıza gelecek olursak; başları biraz karmaşıktı, öyle gündelik ilerliyordu ve Kylie’nin Dylan’ı bir sebeple geri getirmek için yaptığı numaralara şahit olduk, diğer taraftan da Ansel’in Christopher ile ilişkilerini, Christopher’ın takıntı derecesindeki korumacılığını vs derken kızların üçüne birden gelen bir mesaj ile kitabımız heyecanlı bir hal almaya başladı. Kylie’nin yaptıkları da eline yüzüne bulaşıyor ve onu çok daha yakından tanıyoruz. Son aylarda yaşadıklarını, yalanlarını, kendi cehenneminden çıkmak için çabalayışını. Üstüne bir de ona ilgi duyan iki erkekte var ki kızımızın aklı başka birinde ama yavaş yavaş o takıntısından da kurtuluyor gibi. Daha sonra yine en yakın arkadaşları bir bir ortadan kaybolmaya başlarken bir kaç trajik olaydan sonra Kylie yaptıklarını itiraf ediyor ve artık herkes pes diyor. Kylie’de ortadan kayboluyor ama onu bulmak isteyen kimse yok. Ansel dışında ve Ansel bu uğurda bulaşmak istemediği tek kişiden yardım almak istiyor ve üstelikte bu uğurda başkasını da kaybetmeyi göze alarak. Ama
Acemice yazılmış, yazarın deneyimine yakışmayan bir kitap.
Öncelikle en temel sorundan başlayalım. Kitap ilk yarıya kadar “Ben ne okuyorum?” diye sordurtuyor çünkü bir türlü konuya giremiyoruz. Kitabın ana türü polisiye olmasına rağmen ilk yarı polisiyeye dair en belirgin özellik, karakterlerden birinin sevgilisinin “dedektif” olması. Sayfalar boyunca kâh İlahi Komedya tartışılıyor kâh biri sevgilisiyle tartışıyor lakin bir türlü polisiye kısmına gelemiyoruz.
Diğer beni çok rahatsız eden mevzu ise kitap farklı karakterlerin ağzından yazılmış ama karakterler o kadar tekdüze yazılmış ki iki ayrı insan oldukları anlaşılmıyor. İkisinde de aynı durağan ton baskın. Yani iki karakterin iç sesi de donuk, kafası karışık ve takıntılı.
Kitapta bariz hatalar var. Karakter yaratmak ve ona meziyetler yüklemek kolaydır ama iş o yetenekleri kullandırma sırasına gelince yazarın asıl mahareti ortaya çıkar ki bence en çok bu noktada sınıfta kalıyor. Çünkü sözde fizik bilen karakteri (Ansel) fizik bilmiyor. Karakterin fizik bildiğini ve zeki olduğunu göstermek için çırpınıyor yazar. Ansel her dostuna bir fizik yasası söylüyor ama biz okuyucu olarak onun anlatış biçiminden Ansel’in gram fizik bilmediğini anlıyoruz çünkü söylediği HER fizik cümlesinde mutlaka bir yanlış var :D Belli ki ne yazar ne editör zahmet edip lisesli sayısal öğrencisiyle bile muhabbet etmediği için bu en temel fizik yanlışlarını gözden kaçırmış.
Karakterlerin beynime kan sıçramasına sebep olan bazı cahillikleri:
1- “Her etkiye karşı eşit ve zıt tepki vardır…”
Böyle bir şey yok. Bir şey hem eşit hem zıt olamaz. Bu yüzden o cümlenin doğrusu “eşit BÜYÜKLÜKTE, zıt tepki”dir. Oradaki büyüklük ifadesi süs olsun diye yok, diğer türlü evrende var olamayacak ve Newton’ınkiyle alakasız, kafasına göre bir kanun yaratmış
H A R İ K A Y D I A R K A D A Ş L A R!!!
Bayıldım. Tek kelimeyle BA-YIL-DIM.
Bence bu kitap yazarın diğer kitaplarına göre daha iyi şekilde düşünülmüş ve yazılmış bir kitaptı. Yazar kendini bayağı geliştirmiş, imparator falan olmuş, bu kitapta hemen fark ediliyor bence. Kitabımızın anlatıcısı daha çok Kylie ama Ansel’e de yer verilmiş ve bu iki karekterin bakış açısıyla okuduğumuz bölümlerde karakterler birbirlerine girmiyor, farklı karakterin düşünceleriyle okuduğumuz çok net bir şekilde belli oluyordu. Ansel’i okurken bu Kylie ya da tam tersi Kylie’i okurken a bu Ansel olmadım. Ansel Anseldi ve Kylie de Kylie. Yazar karakterlerin duygularını çok iyi işlemişti ve bu duyguları her bir kelimeyi okurken hissettim ben de açıkcadı. Kitap dili aşırı akıcı ve sürükleyiciydi. Eminim ki yazar da bu kitabı yazarken karakterlerin duygularını hissederek yazmıştır çünkü bu kitap başka türlü yazılmazdı. Çok çok iyiydi ve benim bu kitap hakkında söyleyebileceğim tek şey bu.
SPOİLER!!!
Katilin kim olduğu bence açıkça belli oluyordu ama bu yazar N.G Kabal diyetekten, yeni duyduğum her isme yılanın başı bu diyetekten ilerliyor, tahminler üretiyordum. Tabii ki en başta tahmin ettiğim kişiydi fakat ne yapacağını ya da bu kadar ileriye gideceğini hiç tahmin etmemiştim. Maddie kanlar içindeydi cümlesini okumak beni kahretti. En şok olduğum ve üzüldüğüm kısım buydu. Hiç ama hiç beklemiyordum gerçekten. Oturup ağlayacaktım az kalsın :D
SPOİLER BİTTİ!!!
Neysa, kitap çok aşırı iyiydi. Yazarımız bu kitaba bayağı kafa yormuş olmalı. Şahsen ben bayıldım, öldüm geberdim bittim. Devamı gelirmi bilmiyorum ama gelmesini istiyor musun diye sorarsanız istiyorum derim. Yazardan fazlaca ümitliyim. Eminim devamını yazacaksa daha iyi bir iş çıkaracağını düşünüyorum. Çıkarmasa da canı
Ve çarpışan arabalara geldiğimizde görevliye iki adet bilet uzattı.
"Neden?" diye sormadan edemedim.
"Çünkü kontrolü bırakmalısın,"dedi."Bazen sadece çarparsın,gözünü kapatıp bir yerlere sürersin ve bazen hiçbir yere varamazsın.Buna yaşamak denir,Kylie."
Ophelia valley'i,sırlarını,karakterlerini çok özlemişim.Nagi'nin neredeyse her kitabını okumuş biri olarak en sevdiğimin bu seri olduğunu kabullenemiyordum çünkü çok daha uzun serileri vardı ve onları daha çok sevmem gerekir diye düşünüyordum daha uzun oldukları için.Bu kitapla bu serinin en sevdiğim olduğunu kabullendim.
Ben saklambaç ve sobeyi okurkende Kylie'den hiçbir zaman nefret etmemiştim.Ansel'in bu sefer peşine birini taktığında da.Zarar gelmesini istemiyordu,Dylan'ı istiyordu.Ansel ne kadar yalnızsa Kylie de o kadar yalnızdı.Dylan kasabadan gittiğinde,olaylar bittiğinde hiçbir arkadaşına söyleyemediği bir şekilde rehabilitasyonda kalıyordu ve bunu öğrendiklerinde bile Maddie kendilerine yalan söylemiş olmasını mesele haline getirdi.Kylie'nin orada kalıp onlara söyleyemecek kadar yalnız olduğunu değil.Dylan'dan hoşlandığı için hep suçladılar ama kimse Henry'i Maddie'den -yakın arkadaşının eski sevgilisinden- hoşlandığı için suçlamadı.
Kylie'nin belki kendisine ve diğerlerine itiraf edebildiği tek şey Dylan'dan hoşlanmasıydı ki bence bu konuda kendi de yanılıyordu.Ailesinin o çocuğa olan hayranlığını kıskanıyordu.Babasını yenilmez bir rakip olarak görüyordu ve Dylan Kylie'nin babasını satrançta yenmişti.Kylie'nin dediği gibi küçük bir şeydi ama Kylie babasının yenilmez olmadığının orada farkına varmıştı.Orada küçük bir açık görmüştü ve bu yüzden Dylan'a hayrandı.
Ansel ve Christopher'a gelelim.Ben ilk iki kitapta ikisini yakıştıramıyordum ve bence bu kitap biraz onu kanıtladı.
"Christopher'ı seviyorum
Körebe (Ophelia Valley Serisi-3) #ngkabal #dexyayınları #okudumbitti #okuyucuyorumu Herkese selam Bugün #ngkabal 'ın kaleminden yeni çıkan Ophelia Valley Serisi üçüncü ve son kitabı "Körebe" nin yorumuyla karşısındayım.
Konusu: "Ophelia Valley kasabasında sular bir türlü durulmadı. Amigo kızlarımız Ansel, Kylie ve Maddie gizemli mesajlarla uğraşırken, haklarında çıkan haberler gerilimi iyice arttırdı. Herkesin gözleri üzerlerindeydi, ancak hayatta kalmalarından hiç de memnun olmayan birileri karanlığa gizlenmiş onları seyrediyordu.
Kasabada dolaşan “günahkârlar listesi”nde ismi geçen genç erkeklerin kaybolmasının ardından, Kylie de arkasında iz bırakmadan kayıplara karıştı. Geçmişin hayaletleri bir kez daha musallat olduğunda Ansel, kendisini çalmaması gereken bir kapının önünde buldu.
Şimdi herkes sırayla avlanırken, kurtulmak için tırmandıkları cehennem basamaklarında günahlarıyla yüzleşiyor."
Yorumu: Bu sefer de Ansel, Kylie ve Maddie büyük bir kaosun içinde debelenirken buldular kendilerini Ama Ansel bu kaosu bozmak için elinden geleni en başından sonuna kadar yaptı. Özellikle de son sahneler çok çarpıcı ve heyecanlıydı. Yazarın kalemine, yüreğine ve emeklerine sağlık diyorum ve sizleri bu güzel kitapla baş başa bırakıyorum. Benden şimdilik bu kadar Hepinize keyifli okumalar ve bol kitaplı günler dilerim sevgili kitap kurdu dostlarım benim (+18)
.
Unuttum ve sıkıldım NG kabalın eski kitaplarjna benzemiyor nerdesin canavarlarda hüzünlü dür ( oda geni kitap :))
Ya dol artık inceleme 150 kelime ne?
Ne yazcam o kadar ya aaaaa
Serinin 3. Kitabını Ansel ve Kylie’nin ağzından okuyoruz. Sanki bu kitap Kylie’yi anlayabilelim diye yazılmış. Anne babası tarafından sevilmeyen, başarılı olma takıntısı yüzünden duygusuzlaşan ve insanlara kendini anlatmayı sevmeyen Kylie bu sefer insanlara dert çıkaracağım diye uğraşırken kendisi dert sahibi oluyor. Kylie, Dylan babasını satrançta yendi diye küçük yaşta ona saplantılı bir aşk besliyor. Ona yakın olmak uğruna yaptıkları da şeytana pabucu ters giydirir. Ama iyi ki onu anlayışla karşılayan arkadaşları var. Arkalarını toplayan bir dedektif var. Ansel de Dedektifin kıymetini bilemiyor daha başını çok taşlara vurur.
Saklanbaç serisini sevmiştim lakin bu kitap bı tık hayal kırıklığı oldu eski tadını alamadım bu kitap da o yüzden canım sıkıldı ama karakterleri tekrar görmek güzeldi
1994 yılında halen yaşamakta olduğu İstanbul’da doğdu.Güzel Sanatlar fakültesinde Mimari Restorasyon eğitimi aldı. 16 yaşında yazdığı ilk uzun roman olan Gecenin Hikayesi fantastik türünde kaleme alınmıştır. Serinin ilk kitabı Aylema 2017 yılında, ikinci kitabı Aşeka 2019 yılında basıldı. 17 yaşında yazdığı genç kurgu türündeki Bugün Adımı Sen Koy isimli kitabı da geçtiğimiz yıl raflarda yerini alarak okuyucusuyla buluşmuştur.