Bir kapıyı aralar gibi…
Hiç bozulmadan duran bir akşama
geri dönebilseydik mesela.
Annemizin sesinin hâlâ evin içinde dolaştığı bir güne.
Henüz vedaların bu kadar gerçek olmadığı bir zamana.
Kahkahamızın içimize batmadığı,
sarılmanın sıradan sayıldığı anlara…
Sanırım insan en çok,
geçip giderken kıymetini anlayamadığı zamanları özlüyor.
Ve bazı anılar vardır;
üzerinden yıllar geçse de zihinden değil,
bedenden hatırlanır.
Bir koku gelir,
bir şarkı çalar,
bir ışık düşer bir yere…
Ve insan bir anda artık var olmayan bir ana geri döner.
Belki de bu yüzden özlem,
sadece birini değil;
bir zaman hissini kaybetmektir.
Çünkü bazı insanlar gidince,
onlarla birlikte bir evin sesi,
bir mevsimin anlamı,
bir “eskiden” duygusu da gider.
Ve insan bazen sadece şunu ister:
Bir kez daha aynı masaya oturabilmeyi.
Hiçbir şeyin henüz eksilmediği bir ana,
kısacık da olsa dönebilmeyi…