Her birliktelik, her buluşma, er geç ayrılığı tadacaktır. Ayrılığın acısının ne olduğunu anlamak için, uzunca bir süre ayrılıktan sonra kavuşmanın nasıllığından bahsetmek isabetli olacaktır: “Ayrılıktan sonra yeniden kavuşma, insanın ölümle burun buruna gelip yeniden hayata dönüşünde duyduğu sevince eşdeğer bir sevinç meydana getirir.” Sevgilisi Nu’m’un ölüm haberini duyunca mezarlığa koşar ve mezarların ortasında şunları söyler İbn Hazm: “Bu felaket haberini duymadan önce keşke ölseydim, yüreğimdeki korları yeniden tutuşturdu. İsterdim ki cenazesi yıkanırken, kanım su yerine kullanılsın! Göğsüm onun mezarı olsun!”
İbn Hazm
Şu anki hayatım, saatlerce sessiz kalmak ve anların geçişini seyretmektir...
Yavaş hareket eden bir selin yolunda bulunan ağır bir kayanın göğsüme düşüp beni sürüklemesi gibi bir şey...
İçim yanıyor, kendimi bu kanatların üstünde tutmak istemiyorum. Gönlüm kalk, koş diyor; caddeye çık yürü ! Şehrin ıssız meydanları, ikindi vakitleri daha da ıssızlaşan caddeler... Kuşların bile uçmadığı tenha caddelerde yürümek ne kadar da güzeldir.