Şu anki hayatım, saatlerce sessiz kalmak ve anların geçişini seyretmektir...
Yavaş hareket eden bir selin yolunda bulunan ağır bir kayanın göğsüme düşüp beni sürüklemesi gibi bir şey...
İçim yanıyor, kendimi bu kanatların üstünde tutmak istemiyorum. Gönlüm kalk, koş diyor; caddeye çık yürü ! Şehrin ıssız meydanları, ikindi vakitleri daha da ıssızlaşan caddeler... Kuşların bile uçmadığı tenha caddelerde yürümek ne kadar da güzeldir.
Git! Git! Neden gitmiyorsun? Durup ne yapmak istiyorsun? Neden anlamıyorsun? Ne söylediğimi anlasana! Anlasana! Anlasana! Yeter! Yeter! Artık tahammülüm kalmadı. Allah'ım bunun elinden neler çekiyorum! Neden gitmiyor? Neden evine geri dönmüyor, neden bana bu kadar eziyet ediyor? Allah'ım! Buna nasıl anlatayım? Nasıl? Sanki sesimi duymuyor... Anlamıyor... Zindanın demir parmaklıkları arkasından bunca gardiyan ve bana saldıran insanların yanında onunla nasıl konuşabilirim? Olmuyor... Ah! Neden gitmiyor? Bu zindandaki işkenceler bana yetmiyor mu? Ne yapayım? Ne yapayım? Hey! Ah! Neden gitmiyor? Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım, ne yapayım, ne yapayım, ne yapayım, ne yapayım?