A'mak-i Hayal (Hayal Derinlikleri)'de Ahmet Hilmi Bey, roman kahramani Raci'nin kişiliğinde felsefenin insani gerçek mutluluğa ulastiramayacagini kanitlamak istemistir.
1914 Ekim'inde bakir zehirlenmesinden ölmüstü. Ölümünden önce Türkiye'de Masonluk hakkinda yazilar yazan ve bu konuya dikkat çekmeye alisan Hilmi Bey'in kendisine düsman olanlar tarafindan zehirlenerek öldürüldügü
öne sürülmektedir.
ikdam ve Tasvir-i Efkâr adli gazetelerde
yazi yazmaya baslamistir. Yazilarinda Sultan Abdülhamit'i çok sık eleştirerek onun döneminden baskı ve suç devri (devr-i istibdat, devr-i sabik) diye bahsetmistir.
"Çaylak" adli bir mizah gazetesi çikarmis ve 1901 de istanbul'a gelmistir. Istanbul'da aranan Ahmet Hilmi Bey yakalanarak Fîzan'a sürülmüstür. Fizan'da kendini dine vererek dini bilimlerde arastirmalar yapmis ve tasavvufa merak salmistir. Tasavufla ilgilendigi siralarda Arusi Tarikatına girerek hocalarının müridi olmuştur. Tasavvufta büyük tartışmalara neden olan "vahdet-i vücut" felsefesine inanmistir.