Bilinmezlik ve onun haklı korkusu her birimizi karakter testine tabi tutuyor, çoğumuz sınavdan bir gün önce ders çalışmaya başlayan öğrenci telaşıyla, ahlaklı olmaya dair bildiklerimizi bile unutuyorduk. Test dediğime bakma, bu sınav çoktan seçmeli değildi o nedenle topyekûn başarısızlık kapıda duruyor, iktidar sırasının kendisine gelmesini bekliyordu. Böyle bir toplumsal başarısızlığın iktidarı tek kelime ile anlatılabilir; çürümüşlük.
Her mahalle, el değiştiriyor gibi görünen hükmetme gücünün kendine nasıl ve ne şekilde değeceğini hesaplar, nefret etmelere doyamadığı öteki mahallelerin tepesine çöktüğü ve kendisini şimdilik rahat bıraktığı müddetçe de iktidarla güzel güzel geçinir aslında. İktidar diliyle muhalefet yapmaya bayılanların konformizmine dindarlık meselesinin bir türlü çözülemeyişini ekle, üstüne bir tutam çağdaşlık köy; ortaya çıkan şeyi iştahla yedikten sonra kus kusabildiğin kadar.
Çok zordur ilkelerinle bireyselliğini yan yana sabit tutabilmek, hepimizin kaybedecek şeyleri vardır ama bazılarımız en çok utanmaktan korkar. O günlerde utancımızı ertelemenin yolu yoktu.