Beraber diz dize kitaplar okuduğumuz yere gittim bugün,
Tek başıma
Ama yalnız değil.
Çok değişmiş ağaçlar yokluğunda.
Kapattım gözlerimi,
Hissetmeye çalıştım seni...
Kucağıma uzattığın ayaklarına dokunarak gezerdi gözlerim sayfalarda,
Her paragrafta yüzüne bakmazsam, eksilirdim.
Dağılırdı saçların rüzgarda,
Ben seviyorum diye toplamazdın,
Bilirdim.
Seni sevdiğimi söylerdim
Belki her gün yüzlerce defa, gülümserdin.
Her gülümsemende daha çok aşık oldum sana
Sensizlik korkusundan tir tir titrerdim,
Bilirdin...
Artık sadece gözlerimi kapattığımda görebiliyorum seni,
Neden hala açık gözlerim?
Bir anlamı yok artık görebilmenin,
Sen gittin...
Uzun zaman oldu bir kitap hakkında burada yazmayalı ama bu kitap, üzerinde uzun uzadıya konuşulmayı haddinden fazla hak ediyor bence. Asıl konu okudukça insanı içine çekiyor ama bunun yanında, toplumda geçmişten bugüne ortaya çıkmış, çözülememiş, sınırı çok aşmış bir çok hataya, yanlışa, suça, zulme kısa cümle ya da paragraflarla da olsa çok güzel değinmiş yazarımız. Zaten kendisini az ya da çok takip eden herkes fikirlerini bilir ve haksızlık olarak gördüğü her konuyu dile getirdiğine şahitlik eder.
Kitap içerisinde gerçekten muhteşem cümleler, paragraflar var. Çok sıkışık bir zamanda kitap okumaya devam etmeye çalıştığım için içimde bir yerlere dokunan her cümleyi alıntılayamadım maalesef.
Kitap az önce bittiğinde, siteye kitabın eklenmesine vesile olduğum için de ufak bir mutluluk hissettim,
Son bölümdeki teşekkür bölümünde " Ve Ahmet Altan... Ona teşekkür etmek asla yetmeyecek ..." cümlesinden anlaşıldığı üzere, yazarımızın Ahmet Altan hayranlığı bence biraz tarzına da yansımış bu arada.
Bence okuyana mutlaka ışık tutacak, belki ön yargılarını sorgulatacak bir kitap.
Teşekkürler Çiğdem Koç