Duyguları, davranışlarındaki ağırbaşlı durgunluğu etkilemiyordu ama zihni bir su değirmeni gibi hic durmadan heyecanlarla, hayallerle, ümitlerle, planlarla dolarak dönüyordu.
Olayları, zihnin aydınlık zemininde berrak bir biçimde görürüz ama o olayların; duyguların, düşüncelerin, anıların sularıyla beslenerek zihnin karanlık bölümlerinde nasıl tohumlara dönüştüğünü, oralardan neler çıkacağını tahmin edemeyiz.
İnsanlar içlerinde, varlığının tam farkına varamadıkları ama meyvelerin nektarını emen küçük kuşlar gibi tadını emdikleri gizli hayaller biriktirirler bazen..