Onur

Onur
-Ben ki Nareften Sürülen Pejmurde Bir Derviş.
Sinema Tv
Yüksek lisans
Diyarbakır
77 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Bilgi ve Kimlik İncelemesi
7/10
·536 syf.··
2026 1. kitabı
Nar Ağacı bence temelde şunu anlatmaya çalışıyor: İnsan kimliğiyle ne kadar değişir, ne kadar aynı kalır? Kitap boyunca karakterlerin sürekli yer değiştirmesi, başka kimliklere bürünmesi aslında bunu sorgulatıyor. Ama şunu da gösteriyor; insan bazı şeylerde değişebiliyor ama özünde tamamen başka biri de olamıyor. Doğu-Batı meselesi de kitapta çok net hissediliyor. Bana göre Doğu daha durağan, daha kaderci ve sistemin devamına odaklı bir yer gibi çizilmiş. Batı ise daha hareketli, daha bireysel ve uyum sağlayabilen bir yapı olarak duruyor. Özellikle Venedikli karakter bunu çok iyi temsil ediyor. Adam gerektiğinde kendinden vazgeçiyor, adapte oluyor ve hayatta kalıyor. Bu yönüyle daha “esnek” bir zihin yapısını temsil ediyor. Hoca karakteri ise tam tersi. Çok zeki ama aynı zamanda çok kaygılı. Bilgiye çok önem veriyor ama o bilgi onu özgürleştirmek yerine daha da sıkıştırıyor. Hatta bir noktada kendisi olmak istemeyip başka biri olmaya çalışması bence ciddi bir iç çatışma. Yani bilgi var ama o bilgiyi taşıyacak psikolojik güç yok gibi. Kitapta bilgi konusu gerçekten önemli. Bilgi burada sadece öğrenmek değil, doğrudan bir güç unsuru. Hocanın bilgiye ulaşma isteği bir güç arayışı gibi. Kölenin bilgiyi saklaması da aslında gücünü paylaşmak istememesi. Aynı şekilde padişah ve paşaların da bilgiyi kullanarak güç elde etmeye çalıştığını görüyoruz. Yani bilgi = güç denklemi kitapta oldukça net. Padişah karakteri bana da biraz zayıf geldi. Beklenen otoriteyi tam veremiyor. Paşalar ise doğruluktan çok sistemin devamını önemsiyor. Yani doğru mu yanlış mı çok önemli değil, yeter ki düzen bozulmasın anlayışı var. Halk kısmı çok detaylı anlatılmıyor ama dirlik düzeninden şunu çıkarabiliyoruz: çok sorgulamayan, yönlendirilen ve bunu çok da problem etmeyen bir yapı. Açıkçası en
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Masal Ahmet Ümit' oturmamış
4/10
·256 syf.··
2026 2. kitabı
Ahmet Ümit’in Bir Aşk Masalı kitabını daha iyi anlamak için yazarın söyleşisine baktım. Kitabı aslında kadın cinayetlerine tepki olarak yazdığını söylüyor. “Çok seviyordum, o yüzden öldürdüm” gibi bir düşüncenin kabul edilemeyeceğini özellikle vurguluyor. Ayrıca neden masal formunu seçtiğini de açıklıyor; ona göre aşk, roman gibi sınırlı bir hikâye değil, daha çok masal gibi, sınırları olmayan bir şey. Kitapta farklı coğrafyalardan gelen beş prensle aşkın evrenselliğini anlatmaya çalışmış. Aynı zamanda ataerkil yapıyı eleştirerek aşkı kadının özgür seçim yapabilmesi üzerinden tanımlıyor. Ben bu düşüncelerin bazılarına katılmakla birlikte, bazı noktaları eksik buldum. Özellikle “özgürlük yoksa aşk yoktur” cümlesi bana biraz fazla iddialı geldi. Bence buna mutlaka “aşkın devamı için sorumluluk da şarttır” düşüncesi eklenmeli. Çünkü ilişki dediğimiz şey sadece özgürlük değil; aynı zamanda sadakat, güven ve karşılıklı sorumluluk demek. Kitapta prenslerin anlatımı da bana biraz dengesiz geldi. Başta oldukça olumlu çizilen erkek karakterler, ilerleyen bölümlerde sanki gereksiz şekilde abartılı ve irrasyonel gösterilmiş. Bu da bir noktada erkek karakterlere haksızlık yapılmış hissi uyandırıyor. Tabii ki ne erkek kadının ne de kadın erkeğin sahibi ya da denetleyicisi değildir. Ama bu, ilişkide hiçbir sınırın olmayacağı anlamına da gelmez. Günümüzde sosyal medya, gece hayatı, flörtöz davranışlar gibi konular hem kadın hem erkek için riskli alanlar oluşturabiliyor. Bu yüzden ilişkide tamamen sınırsız bir özgürlükten ziyade, karşılıklı saygı ve sorumluluk çerçevesinde bir denge olması gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak, Ahmet Ümit’in özgürlük vurgusunu önemli buluyorum. Ama bana göre aşk sadece özgürlükten ibaret değil. Sadakat, güven ve sorumluluk da en az özgürlük kadar
Bir Aşk MasalıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202212,8bin okunma
6/10
·200 syf.··
2025 10. kitabı
Menteş 'in neredeyse tüm kitaplarını okuduğum için zekası ve kurgu yeteneğini biliyorum. Dolayısıyla bu beklentiyi yükseltiyor. Normal bir yazar için ortalamanın biraz üzerindeydi diyebileceğim kitap Menteş için beklentinin olağanca altında. Konuya geç giriliyor. Bir yerde aksiyon artiyor kurgu bizi büyülüyor derken roman birden köşe yazısına dönüşüyor. Özetle okunabilir fakat Menteş hayranları için biraz üzebilir. Yine de bir an bana kendimi hayali bir evrenin hayali bir okuyucusu gibi hissettirdiği için teşekkürler :)
Ucuz RomancılarMurat Menteş · Alfa Yayınları · 20241,080 okunma
Ticari Kitap
Uzun yıllar henüz daha popüler değilken Menteş okuyan ve tüm kitaplarını eksiksiz okuyup kütüphanemde bulunduran biri olarak Fink tak bir fiyasko. MM bu kitabı yazmış olamaz. Asistanına falan mı yazdırdı acaba? Bu kitap tamamen para kazanma amacı güdülmüş bir eser olmuş. Anlatımda Menteş e has hiç bir içerik yok. 100 sayfa ancak dayanabildim.
FinkMurat Menteş · Alfa Yayınları · 20243,642 okunma
Değinilen Konuları Sizin İçin Derledim :)
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 01:30
Başı Sınuklar İçin Kılavuz, Kemal Sayar’ın ufuk açan. sevgi ve umut dolu söylemlerinin yine nazik bir dille kitap haline getirdiği küçük bir derya olmuş. Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi yine anlatmak istediğini bu kadar yalın ve sade bir dille anlatıp etki bırakması beni şaşırtmaya devam etti. Evet diyorum bu bildiğimiz birşey buraya vurgu yapmaya kitaptaki bu paragrafın altını çizmeye gerek yok diyorum fakat yine o paragrafın etkisine kapılım kitabın çoğu yerini çizmiş olduğumu görüyorum. Dolayısıyle bu kitaptan olağanca fazla ders çıkardığım ortaya çıkmış oluyor. Kitapta dikkatimi çeken konuları özetleyip sizinle paylaşmakta fayda görüyorum. Kitap; önsözde okumanın kıymetine dair güzel bir vurgu ile başlayıp Kemal Sayar ile birlikte yolculuğa çıkacak olan okuyucuyu cesaret kavramı ile önce hazırlıyor. Ardından ruhun temel gıdası olan teslimiyet konusunu kader ile birlikte güzelce ele alıyor. Ardından şair kimliğine bir özeleştiri getiriyor ve onunla yüzleşiyor. Şair kimliği ile yüzleşirken okuyucuyu şiirin tılsımına hikayesinin aslına sürüklüyor. İnsanın içine düştüğü iyilik ve kötülük kargaşasına umut ve affedişin bakracı ile reçete yazıyor. Bir meşe palamudunun varlığından gönül insanını yakalayıp empati ile insanın bencilliğini alaşağı etmeye çalışan kitap sert rüzgarlarında hayatın gerçekleri arasında olduğunu hatırlatıyor. El-Latif ismini açıyor Kemal Sayar. Ruhun ihmal edilmeyip sevgi, tahayyül ve tefekkür ile beslenmesi gerektiğini aktarıyor. Zihnimizi kötülüklerden arındıracak olan bir gönül perhizinden bahsediyor. Tevazunun kapısını aralayıp; benden bize hicret etmeyi ve narsizme karşı savaç açmayı öneriyor. Helal ile haram arasındaki ince çizgiyi inanç ile besleyip ariflerin hakikatli dertlerine dokunuyor. Teknolojinin ve sosyal medyanın açtığı
Başı Sınuklar İçin KılavuzM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 20194,257 okunma