Ahmet Ümit’in Bir Aşk Masalı kitabını daha iyi anlamak için yazarın söyleşisine baktım. Kitabı aslında kadın cinayetlerine tepki olarak yazdığını söylüyor. “Çok seviyordum, o yüzden öldürdüm” gibi bir düşüncenin kabul edilemeyeceğini özellikle vurguluyor. Ayrıca neden masal formunu seçtiğini de açıklıyor; ona göre aşk, roman gibi sınırlı bir hikâye değil, daha çok masal gibi, sınırları olmayan bir şey.
Kitapta farklı coğrafyalardan gelen beş prensle aşkın evrenselliğini anlatmaya çalışmış. Aynı zamanda ataerkil yapıyı eleştirerek aşkı kadının özgür seçim yapabilmesi üzerinden tanımlıyor.
Ben bu düşüncelerin bazılarına katılmakla birlikte, bazı noktaları eksik buldum. Özellikle “özgürlük yoksa aşk yoktur” cümlesi bana biraz fazla iddialı geldi. Bence buna mutlaka “aşkın devamı için sorumluluk da şarttır” düşüncesi eklenmeli. Çünkü ilişki dediğimiz şey sadece özgürlük değil; aynı zamanda sadakat, güven ve karşılıklı sorumluluk demek.
Kitapta prenslerin anlatımı da bana biraz dengesiz geldi. Başta oldukça olumlu çizilen erkek karakterler, ilerleyen bölümlerde sanki gereksiz şekilde abartılı ve irrasyonel gösterilmiş. Bu da bir noktada erkek karakterlere haksızlık yapılmış hissi uyandırıyor.
Tabii ki ne erkek kadının ne de kadın erkeğin sahibi ya da denetleyicisi değildir. Ama bu, ilişkide hiçbir sınırın olmayacağı anlamına da gelmez. Günümüzde sosyal medya, gece hayatı, flörtöz davranışlar gibi konular hem kadın hem erkek için riskli alanlar oluşturabiliyor. Bu yüzden ilişkide tamamen sınırsız bir özgürlükten ziyade, karşılıklı saygı ve sorumluluk çerçevesinde bir denge olması gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak, Ahmet Ümit’in özgürlük vurgusunu önemli buluyorum. Ama bana göre aşk sadece özgürlükten ibaret değil. Sadakat, güven ve sorumluluk da en az özgürlük kadar