Amin Maalouf, Ortadoğu insanını şöyle tanımlar:
“Her şeye üzülen ama hiçbir şeyle ilgilenmeyen insanlar…
Şikâyet eden bir insanın çözüm aradığını sanırsınız.
Hayır!
Bizde insanlar çözüm için değil söylenmek için şikâyet eder;
50 sene aynı şey anlatılır,
aynı gelir,
aynı gider.”
“Cezayirli kadınların Fransız askeri tarafından çamurların içinde sürüklenmesini ve savunmasız Cezayirli çocukların işkencecilerin öfke nöbetlerine teslim edilmesini asla kabul etmeyecektir. Cezayir halkı, her şeyden önce, onurunu geri kazanmak için eline silah aldı. Fransa, savaştaki tavrıyla Cezayir halkının kökten zayıflığına, haysiyetsizliğine ikna etmek istiyor; bu halkı evcilleştirip boyun eğdirmek istiyor. Ama yanılıyor. Geniş çaplı bu terörle karşı karşıya kalan Cezayir halkı eğilmeyecektir. Dört yıllık etkili ve amansız mücadelenin, Cezayir halkına kendi gücüne dair büyük bir bilinç kazandırdığını ve yediği her darbeye karşılık vermeye kararlı olduğunu Fransa bilmelidir.”
"Sadece "bağımsızlık" ifadesi bile Fransızların görüş birliğine vararak karşımızda durmasi için yeterlidir. Bu ifade, müzmin emperyalistleri derinden öfkelendirme meziyetine sahipken, şovenist tepkileri denetlenemez hale gelen sol görüşlü insanlarin tüylerini diken diken etmekten de geri kalmaz. Ülkemizin bütünü üzerinde büyük bir inançla tam bağımsızlık talep ettiğimiz için Fransız kamuoyu bizi bağışlamayacaktır.Bizleri çocukça davranmakla suçlayacak ve bizi bir kelimenin kölesiye varan bu fetişist tutku dolayısıyla eleştireceklerdir."