“Cezayirli kadınların Fransız askeri tarafından çamurların içinde sürüklenmesini ve savunmasız Cezayirli çocukların işkencecilerin öfke nöbetlerine teslim edilmesini asla kabul etmeyecektir. Cezayir halkı, her şeyden önce, onurunu geri kazanmak için eline silah aldı. Fransa, savaştaki tavrıyla Cezayir halkının kökten zayıflığına, haysiyetsizliğine ikna etmek istiyor; bu halkı evcilleştirip boyun eğdirmek istiyor. Ama yanılıyor. Geniş çaplı bu terörle karşı karşıya kalan Cezayir halkı eğilmeyecektir. Dört yıllık etkili ve amansız mücadelenin, Cezayir halkına kendi gücüne dair büyük bir bilinç kazandırdığını ve yediği her darbeye karşılık vermeye kararlı olduğunu Fransa bilmelidir.”
"Sadece "bağımsızlık" ifadesi bile Fransızların görüş birliğine vararak karşımızda durmasi için yeterlidir. Bu ifade, müzmin emperyalistleri derinden öfkelendirme meziyetine sahipken, şovenist tepkileri denetlenemez hale gelen sol görüşlü insanlarin tüylerini diken diken etmekten de geri kalmaz. Ülkemizin bütünü üzerinde büyük bir inançla tam bağımsızlık talep ettiğimiz için Fransız kamuoyu bizi bağışlamayacaktır.Bizleri çocukça davranmakla suçlayacak ve bizi bir kelimenin kölesiye varan bu fetişist tutku dolayısıyla eleştireceklerdir."
Dünya devrimini, Engels'i ve Nikolay Romanov'u, ezilen Malayları ve benzeri halüsinasyonları ağızlarından tükürüp asıl işlerine, yani kümeslerin temizliğine başladıkları zaman yıkım kendiliğinden ortadan kalkar. İki Tanrıya kulluk edilmez! Aynı anda hem tramvay yollarını temizleyecek hem de pasaklı İspanyol çocuklarının kaderini tayin edeceksin.Bunu kimse beceremez.
Devrim, özünde, kısmi tedbirlerin, uzlaşmaların ve geri dönüşlerin düşmanıdır. Sonuna kadar götürüldüğünde halkları kurtarır; yarı yolda kaldığında halkların aleyhine olur ve onları yıkıma götürür.