Guy Debord

Guy Debord

Yazar
9.0/10
24 Kişi
·
94
Okunma
·
18
Beğeni
·
1.883
Gösterim
Adı:
Guy Debord
Unvan:
Marksist Filozof, Yazar, Sinemacı
Doğum:
Paris, 28 Aralık 1931
Ölüm:
30 Kasım 1994
Guy Ernest Debord (28 Aralık 1931 Paris - 30 Kasım 1994 Champot, Bellevue-la-Montagne, Haute-Loire) Marksist filozof, yazar, sinemacı. II. Dünya Savaşı sonrasında Fransa'da kurulan Socialisme ou Barbarie (Sosyalizm ya da Barbarlık) isimli marksist grubun üyesi olmuştur. Debord ayrıca sanat ve sinema alanına yapmış olduğu radikal müdahaleleriyle ün kazanmıştır.

Yaşamı
1931'de Paris'te doğan Debord, babasını küçük yaşta kaybetti. Paris Üniversitesi'ndeki Hukuk eğitimini yarıda bırakarak sanat çalışmalarına ağırlık veren Debord bu dönem birçok şiir ve yazı yayınladı. 1960'larda kurduğu situasyonist enternasyonal'le 1968 ayaklanmasını etkiledi. Bu dönem sinema çalışmalarına ağırlık vererek Society of the Spectacle (1973) ve otobiyografik içerikli "In Girum Imus Nocte Et Consumimur Igni" (1978) filmlerini çekti.

Alkol bağımlılığı hayatında sürekli bir sorun olan Debord, ömrünün sonuna kadar bundan kurtulamadı. Debord, 30 Kasım 1994 tarihinde, kalbine ateşlediği silahla kendini öldürdü.(kalbinden mermi geçerken, aklındanda şunların geçdiği düşülmektedir: gösteri öylesine güçlü bir hale geldi ki ona karşı direniş artık mümkün değildir.)

Gösteri Toplumu
En tanınmış eseri Gösteri Toplumu (La Société du spectacle-1967)fr adlı kuramsal kitaptır. Bu kitapta kapitalizmle şekillenen tüketim ilişkilerinin ülke ve ideoloji ayırt etmeksizin bir gösteri biçimi yarattığı ve bu durumun kaçınılmaz olarak dünyanın tek bir pazar oluşuyla sonuçlanacağı iddia edilmektedir. Tezini, Yoğun gösteri (liberal yönetimlerde) yaygın gösteri (Totaliter rejimlerde) olarak ikiye ayıran Debord, Yoğun gösterinin toplumun ufak bir kesimini, yaygın gösterinin ise toplumun büyük bölümünü etkisini altına alacağını ileri sürer.

Düşüncelerinde Karl Marx ve Georg Lukács'ın etkileri görülür.
Gösteri sadece sahte-kullanım' ın hizmetkarı değildir, bizzat kendisi yaşamın sahte-kullanımıdır.
Guy Debord
Sayfa 30 - Ayrıntı Yayınları
Otomobilden televizyona kadar, gösteri sisteminin seçtiği bütün mallar aynı zamanda "yalnız kalabalıklar'' ın tecrit koşullarını sürekli olarak güçlendirmek üzere sistem in kullandığı silahlardır. Gösteri, kendi varsayımlarını her seferinde daha somut olarak yeniden keşfeder
Guy Debord
Sayfa 21 - Ayrıntı Yayınları
" Modern üretim koşullarının hakim olduğu toplumların tüm yaşamı devasa bir gösteri birikimi olarak görünür. "
Cervantes,"kötü bir kılığın altında iyi bir ayyaş bulunur" der. Şaraptan iyi anlayan biri genellikle nükleer endüstrinin kurallarını bilmez; ama gösteri iktidarı eğer bir uzman nükleer enerji konusunda aldatabiliyorsa, bir başka uzmanın da şarap konusunda onu rahatlıkla aldatabileceğini hesaba katar. Ve örneğin, hava sıcaklıklarını ya da gelecek kırk sekiz saat için tahmini yağışları bildiren medyatik meteoroloji uzmanının söylediklerinin bazı ekonomik, turistik ve bölgesel dengeleri koruma zorunluluğuyla -hele ki bu kadar insanın birbirinden ıssız yerler arasında bu kadar çok yol katederek bu kadar çok seyahat ettiği bir ortamda- ciddi bir şekilde kısıtlandığı gayet iyi bilinir; bu kısıtlanma o kadar ileri gider ki bu uzmanın animatör olarak daha başarılı olduğu söylenebilir.
Guy Debord
Sayfa 134 - Ayrıntı Yayınları
254 syf.
·Beğendi·10/10
Bazı kitapları okumak yetmeyebiliyor ya da okuyup kütüphanenin bir köşesinde teşhir etmek, onu anlamaya yetmeyebiliyor. Bu kitabı da okumak değil “yemek” gerekiyor tabir yerindeyse. Tek dönemlik bir ders gibi üzerinde çalışılması ve kesinlikle bir pasajı anlamadan diğerine geçilmemesi gereken bir başyapıt.


Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde gösteri toplumu çok ayrıntılı bir şekilde inceleniyor. Burada da dokuz bölüm var ve gösterinin öznesi, metası, temsili, aslı, tarihi, ideolojisi ve doğuşu yazarın kendine has bir sıralamayla ve kavramsal bir dille anlatılıyor. Yani ilk bölümde yazarın anlattıklarını örneklerle anlamaya ihtiyacınız olacak bu yüzden yavaş ve sakin bir kafayla okunmasını önerebilirim. İkinci bölümde yazarın kendi yorumları bulunuyor. Burada ilk bölüme nazaran daha basit, anlaşılır bir dil kullanılmış. Yazar düşüncelerini ayrıntılı olmayan ama anlaşılır örnekleriyle destekliyor. Satır aralarında kaybolduğunuz anlarda dönüp duvara bakıp, içinizden bu dönemde yaşadıklarımızı gözden geçireceksiniz, sorgulayacaksınız ve eleştireceksiniz. Şimdi meraklısına daha ayrıntılı bir inceleme yapacağım:


Yazar kitabı için demiş ki: “Sorumsuz bir egemenlik statüsüne ulaşmış otomatik pazar ekonomisinin hükümranlığı ve bu hükümranlığa eşlik eden yeni hükmetme tekniklerinin tamamı.” Evet yani her şey ekonominin hükmettiği dünya yüzünden. Başlangıcı ise tanrısal bir güçle hükmeden, hem devleti yöneten hem de din kılıcını elinde tutan otoritelerin, gücü burjuva sınıfı ile paylaşmasıyla oldu. Endüstri devrimine kadar yavaş yavaş burjuvazi kendini ilahi bir dinle(Hristiyanlık) bütünleştirdi ve sistem kapital üzerinden yürümeye başladı. Endüstri devrimi asıl gösterinin fitilini yaktı. İnsanları işçilere çevirerek proleteryalaştıran burjuva sınıfı, onların neredeyse bütün haklarını, özgürlüklerini ve zamanını ‘zorla’ ellerinden aldı. Özellikle “zaman” kavramına çok önem veriyor yazar. İşçilerin kendi zamanlarının vahşice ellerinden alınmasıyla artık kısıtlı zaman bir gösterisellikle geri dönüyor.

Benlik ve dünya arasında varlığının ezilmesiyle, bir varolma çabası içine giren insan, doğru ile yanlış arasındaki çizgiyi kaybetmiştir. Edilgen şekilde korkunç çalışma şartlarına boyun eğen işçi sınıfı (bugün de aynı durum geçerli) psikolojik ve fiziksel anlamda büyük bir sıkıntının içine girmiştir. Artık bu zavallı insanların büyülü tekniklere başvurarak, bu kadere aldatıcı bir şekilde tepki gösteren bir deliliğe doğru itilir. Metaların tanınması ve tüketilmesi bu sahte karşılığın can damarıdır. Yazar bu kitabı 1967 yılında yazmış ama bu nevrotik durumları günümüzde çeşitle sebeplerle sosyal medyada sıkça görüyoruz. Acaba yazar bugün yaşasaydı ne yorum yapardı diye insan düşünmeden edemiyor.

Gösterinin artık durdurulamaz yükselişi, kendini tartışılmaz ve erişilmez bir olumluluk gibi sunar. Gösteri bir araçtan çok kendi kedine bir amaç olmuştur. Dev bir amaçlar amacı. Şeyleşmiş insan artık meta ile samimiyetinin kanıtını herkese gösterir. Bunu isteyerek yapmaz artık, insan ünlü olmak adına çalışır. Mankenler yazar , öğretmenler şarkıcı , doktorlar aktör olur. Modern endüstri ve modern toplum bilimi ve sanatı da kontrol eder. Nitel bir kenara bırakılır, tek önemli olan şey nicel olandır ve dolayısıyla cehalet yüceltilir.
Belki de en tehlikeli yanı politikadır. Yazar ağır bir demokrasi eleştirisi yapar. İktidarın temel ve nihai amacı iktidarda kalmaktır demişti Max Weber. Bu yüzden modern devlette en önemli olan şey gizliliktir. İktidar her gün yeni bir olayı peydahlar ve gösteri ne zaman o olaydan bahsetmezse artık o olay yok olur. Gösterinin yarın neyden bahsedeceği bugünden bağımsızdır ve tarih yok olmuştur. Kitle iletişim araçları ise gösterinin olmazsa olmazıdır; Birileri sonsuz bir profesyonellikle bu kamu hizmetini yürütür ve iletilen emirleri aynı zamanda bu emirleri ileten kişilerce inanılmaz bir uyum içerisinde tüm saflığıyla tartışarak açıklar.
Daha incelenecek bir çok konu var ama ben yazardan son bir alıntıyla metni sonlandırayım: “Tarihin Yunan’da demokrasiyle ortaya çıktığı zannediliyor, oysa tarihin dünyadan demokrasiyle birlikte silindiği kanıtlanabilir.”
254 syf.
·Puan vermedi
Ne okuyayim ne okuyayım diye kivranirken arka kapağını okuduğum şu kitap bir anda beni içine aldı. Eger bir kitap okuyacaksam ön kapak, içi veya fiyatindan önce arka kapağına bakarim. İlgimi çekerse ikinci kistas fiyatıdır. Fiyatida makul ise okurum...

Kitap fransiz filozof Guy Debord abinin sistem eleştirisi olarak ortaya çıkıyor. Öncelikle ciddi anlamda kapitalizm elestirisi yapıyor. Sonra bi bakıyorsun almış karşısına Rus Bolşevikleri patakliyor, sonra italyan anarşistlere giydiriyor, staline vuruyor, cumhuriyetcilere, hristiyanlara hatta taaaaaa amerikadaki uyuşturucu kartellerine kadar gidiyor sayin abimiz.

Peki nedir bu "Gösteri" ? Çeviriden midir, benim kıtlığimdan mıdır bilmem ben ilk bölümde ne olduğunu çözemedim. Ama ikinci ve diğer bölümleri okuyunca hersey ayan beyan ortaya döküldü. Yazar gösteri olarak kapitalizmi anlatıyor, tüketimi anlatıyor, reklamları anlatıyor, metayi anlatıyor, metalasmis kültürü mesela turizmi falan anlatıyor. Kitabın yazıldığı dönemlerde televizyon bile yokken metaların ve tuketimin reklamla birlikte insanlari nasil çembere alacağını ihtiyaçtan ziyade fetişizme varan tüketimin kültüre, eğitime, dine hatta bir haftalığına çıkılan tatile kadar nasil sirayet edeceğini süper bir şekilde ortaya koymus. Taaa o günlerden bugünü gözünün içinden vurmuş Guy Debord beyefendi...

Kitap, roman okumayi sevmeyenler için okumasi harika olur. Kapitalizm eleştirisi ve stalin eleştirisi bakımından 1984 ve Hayvan Çiftliğinin alternatifi gibi. Çığrından çıkmış teknoloji ve önü alinamayan kültürel yozlaşma ve bilimsel çöküş bakimindan Cesur Yeni Dunyayi aratmaz. Distopik bir kuram kitabı gibi yani. Okurken asla umut vermiyor. Gelecekte alayiniz boku yediniz diyor. Kuramsal karamsarlık diye birsey varsa ahada bu vatandaş bunun beynidir... Zaten alkol falan derken kalbine tek kurşun sıkıp ahirete intikal etmiş. Işığı bol olsun.

Teorik şeyleri, marksizim, anarşizm, sistem eleştirisi sevenler için güzel bir kitap. Başlarda biraz muğlak fakat vazgeçmeden devam edin ilerde ciddi kavgalar savaşlar var :)
254 syf.
·9/10
Bir karamsar marksistin gözünden sistemin yarattığı sahte dünyaları konu alan ve çözümün içerisinden kurtulamamanın yarattığı bunalım hali ile hayatı ve davranışları sorgulamanıza sebep olacak kitap. Ayrıca unutmadan, kitabı okuduysanız düştüğünüz ikilemde unutmamanız gereken şey: ''Gösteriden kaçınma çabaları bile gösterinin birer parçasıdır.''
Burada bulunuyor olmakla da aslında gösterinin bir parçası oluyoruz ve kitap amacına ulaşamıyor.
Kitabı okuyun ve birseyleri ispattan kurtulun ey zor kitap okurları. ...
254 syf.
·Beğendi·10/10
çözüm değil, tespit kitabıdır. zamanları aşan yüksek tespit kabiliyeti bir kenara,kitabın hiç bir satırında sistemin üstesinden gelme iddiası yoktur. tanımlar,olup olabilecek en iyi haliyle tanımlar.
254 syf.
·Puan vermedi
“Gösteri kendini asla sorgulanamayacak geniş ve ulaşılamaz bir gerçeklik olarak sunar. Tek mesajı şudur: 'Görünen şey gerçektir; gerçek olan görünür.' Seyirciye dayattığı bu edilgen kabulleniş, görünümler üzerindeki tekeli, herhangi bir cevaba fırsat vermeden ortaya çıkışı vasıtasıyla etkili bir biçimde dayatılmış durumdadır. Gösteri, insanları boyunduruğu altına alabilme yetisine sahiptir. Çünkü ekonomi, onlara zaten tamamen boyun eğdirmiştir. Gösteri, ekonominin bizzat kendisi için gelişmesidir."

-Guy Debord
Guy Debord'un Gösteri Toplumu 1967 yılında Fransa'da yayımlandı.Debord'un analizi bilindik ve artık gözden düşmüş fikirlerin yeniden ele alınışıydı.Sürrealist, Marksist ve anarşist unsurları bir araya getiren kitap, Avrupa ve Amerika'da öğrenci hareketleri devam etmekteyken büyük ses getirdi.Devrim fantazilerinde ve onları desteklemek için kullandığı Marksist şemada ilginç hiçbir şey yoktu.

Yine de can alıcı bir noktada Debord çağının ilerisindedir.Ona göre ileri kapitalizmin çekirdeği toplumsal ilişkilere aracılık eden bir gösterinin yaratılmasıydı.Büyük Gösteri sadece imge üretmek yerine halka roller ve ihtiraslar atfediyordu.Kapitalizm geliştikçe toplumdaki işbölümü daha istikrarsız hale gelmişti.Hiç kimse belli bir tür iş sahibi olacağına güvenemiyordu ve işin bir kendi kendini gerçekleştirme aracı olabileceği fikri gitgide gerçekliğini kaybediyordu.Bu koşullarda insanları yeniden motive etmek gerekecekti.Hızla gelişen otomasyon sayesinde üretim sürecinde insan ihtiyacı azalmış olabilir.Ekonomi için önemli olan tüketimin devamına duyulan ihtiyaçtır.Şöhret kültürünün de nedeni budur; herkese on beşer dakikalık şöhret sunarak hayatları boyunca çekmek zorunda oldukları can sıkıntısına razı eder onları.Debord medyanın yarattığı sanal dünyanın kapitalizmin en gelişmiş çeşitlerini yeniden üretmedeki vazgeçilmez rolünü saptadığında çağa egemen olan olgulardan birini yakalamış oldu.

Debord 1968'deki öğrenci hareketi, bir halk isyanına dönüşmeyince Paris'ten ayrılarak hayatının büyük bölümünü Fransız kırsalında savaş oyunları oynayıp içki içerek geçirdi.Kurduğu grubu dağıttı ve hayat arkadaşı Alice Becker ile inzivaya çekildi.1994'te intihar etti.
Debor canına kıydığı sıralarda gösterinin yok edilemeyeceğine inandırmıştı kendisini.1988'de yayımladığı özgün fikirleri üzerine yazdığı bir yorumda büyük gösterinin en mükemmel haline ulaştığı bir toplumun birbirini pekiştiren beş özellik sergilediğini söylüyordu: "Hiç durmayan teknolojik gelişme, devlet ve ekonominin bütünleştirilmesi, genelleşmiş gizlilik, yanıtlanamaz yalanlar ve sonsuz şimdi."Bu özellikler bir araya geldiğinde devrimci değişim imkanını ortadan kaldırıyordu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Guy Debord
Unvan:
Marksist Filozof, Yazar, Sinemacı
Doğum:
Paris, 28 Aralık 1931
Ölüm:
30 Kasım 1994
Guy Ernest Debord (28 Aralık 1931 Paris - 30 Kasım 1994 Champot, Bellevue-la-Montagne, Haute-Loire) Marksist filozof, yazar, sinemacı. II. Dünya Savaşı sonrasında Fransa'da kurulan Socialisme ou Barbarie (Sosyalizm ya da Barbarlık) isimli marksist grubun üyesi olmuştur. Debord ayrıca sanat ve sinema alanına yapmış olduğu radikal müdahaleleriyle ün kazanmıştır.

Yaşamı
1931'de Paris'te doğan Debord, babasını küçük yaşta kaybetti. Paris Üniversitesi'ndeki Hukuk eğitimini yarıda bırakarak sanat çalışmalarına ağırlık veren Debord bu dönem birçok şiir ve yazı yayınladı. 1960'larda kurduğu situasyonist enternasyonal'le 1968 ayaklanmasını etkiledi. Bu dönem sinema çalışmalarına ağırlık vererek Society of the Spectacle (1973) ve otobiyografik içerikli "In Girum Imus Nocte Et Consumimur Igni" (1978) filmlerini çekti.

Alkol bağımlılığı hayatında sürekli bir sorun olan Debord, ömrünün sonuna kadar bundan kurtulamadı. Debord, 30 Kasım 1994 tarihinde, kalbine ateşlediği silahla kendini öldürdü.(kalbinden mermi geçerken, aklındanda şunların geçdiği düşülmektedir: gösteri öylesine güçlü bir hale geldi ki ona karşı direniş artık mümkün değildir.)

Gösteri Toplumu
En tanınmış eseri Gösteri Toplumu (La Société du spectacle-1967)fr adlı kuramsal kitaptır. Bu kitapta kapitalizmle şekillenen tüketim ilişkilerinin ülke ve ideoloji ayırt etmeksizin bir gösteri biçimi yarattığı ve bu durumun kaçınılmaz olarak dünyanın tek bir pazar oluşuyla sonuçlanacağı iddia edilmektedir. Tezini, Yoğun gösteri (liberal yönetimlerde) yaygın gösteri (Totaliter rejimlerde) olarak ikiye ayıran Debord, Yoğun gösterinin toplumun ufak bir kesimini, yaygın gösterinin ise toplumun büyük bölümünü etkisini altına alacağını ileri sürer.

Düşüncelerinde Karl Marx ve Georg Lukács'ın etkileri görülür.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 94 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 272 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.