Mustafa YAZICI

Mustafa YAZICI
@MUSYAZ
Muallimlik icabı çok memleketler gezmişim özetle.
Almina
Almina Son günlerde ne yüzüme bakıyor Ne bir selam veriyorsun almina! Zahmet edip ne elimi sıkıyor Ne bir hatır soruyorsun Almina! Madem hızlı yaşamayı severdin Neden bana yar olmaya söz verdin? Cambaz gibi kalpten kalbe tel gerdin Maceraya yürüyorsun Almina! Ben yanarken hasretinin narında Hoyrat eller bağlar bozdu narında Ben aklımı uğurlarken uğrunda Sen sefalar sürüyorsun Almina! Seni gözden, seni sözden sakınıp Sır vermedim dosta senden yakınıp Hasretinle hergün biraz tükenip Bittiğimi görüyorsun Almina! Koca bir yaz geçti gülmeden Ben giderim sen insafa gelmeden Hayatımla oynuyorsun bilmeden Günahıma giriyorsun Almina! Telaşlanma kastettiysen canıma Günden güne giriyorsun kanıma! Bir atımlık barut kaldı sonuma
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Meftun Olarak
MEFTUN OLARAK Yandım ebedî hüsnüne meftun olarak Kâr etti dilin ruhuma efsûn olarak. Sor hal-i perişanımı saysın geceler Geldim kapına kaç kere meftun olarak. Kahreyleme ey sevgili şad eyle beni Görsen ne çıkar bir kere memnun olarak. Etmek mi muradın beni sermest-i harab Ta haşre kadar böylece mecnun olarak Süleyman Arif EMRE
Şiir
Olmak Demiştin
Olmak Demiştin hayat olmaktır demiştin hayat sevmek ve olmaktır demiştinki gündüz ölmek gece ise doğmaktır ölüm savmaktır sıranı sırası gelince ölüm yaşam kuşunu kafesinden salmaktır gözlerime öyle bakma demiştin gözlerin ateşe dalmaktır ne çıkar misk-u amber sacmasan etrafına gülün karı solmaktır değişir iklimler mesafeler seninle ve hüzün sevdanla dolmaktır bu beden her mihnete her belaya katlanır lakin maksat ne olmaktır ne ölmektir ne solmaktır maksat olmaksa demiştin olmak onu bulmaktır Süleyman Arif Emre
Şiir
Siyah Gözlerine Beni de Götür Daha dokunmadan kurudu irem çöllere bir türlü yağamıyorum yeni bir koşunun başlangıcında biraz deprem sonrası biraz şehir hülyası bir kalp yangınından geriye kalan siyah gözlerine beni de götür artık bu yerlere sığamıyorum. Pembe uçurtmalar yolladığından beri sarardı tiryaki menekşeleri sonbaharın tozlu kafeslerinde sevgi turnaları yakalıyorum turnalar gidiyor; ben kalıyorum avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum neden sana vurgunum Erzurum garında banklar üstünde uyku tutmuyor karanlıkları yitik düşlerimi kovalıyorum gölgeler gidiyor; ben kalıyorum. Binbir türlü kokuyorsa yaylalar siyah gözlerine beni de götür baharın koynundan koparıp sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle şehzade gülleri gönderiyorum umutlar kalıyor; ben gidiyorum.
Şiir
Denizin Son Martıları
NEREDEN BİLECEKSİN O eski hülyaların sahile vurduğunu Yakama bir muamma taktığım gün hatırla Gurbetin mahşerimde bir sıla bulduğunu Dağlar gibi eriyip aktığım gün hatırla Nereden bileceksin, şehrin sokaklarında Kaybolan ışıkların gözlerim olduığunu Her seher yüreğimde açan karanfillerin Her akşam ellerimde sararıp solduğunu Nereden bileceksin Kim bilir, belki bir gün kapıma geleceksin Siyah tüylü martılar yorgun pencerelerde Benimle ağlayacak benimle güleceksin Göğsümde ızdırabı deniz fenerlerinin Hayatımdan fışkıran hüzne gömüleceksin Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla Bilemezsin içimde bir denizdir yaşamak Sen denizin en uzak noktasında şen şakrak Ben kırgın dalgalarla avunurum derinde Gemilere yosunlu mendiller bağlayarak Nereden bileceksin fesleğen köklerinin
Sayfa 241
Şiir