Makbule Yiğit

Öyle çaresiz bakmıştı ki kumlu gözleriyle yüzüme, ne diyemediyse anlamıştım ben, demesine gerek yoktu zaten, içinden söylemişti bütün diyeceklerini. Boyun eğmiştim kaderime, ecelime, hepimizin kederine, ederine, içimizde bilmeden büyüttüğümüz elemlere.
Sayfa 20 - İthaki·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ben çocukluğumu, anamı gömdüğümüzün ertesi, sıcacık helvası soğumadan, şerbeti bitmeden, kokusu dinmeden, gözümdeki yaşlar kurumadan daha babamın, “Bir çorba kaynatıver kardeşlerin acıktı,” dediği o vakit kaybettim. Bir daha da arayıp bulmak gelmedi aklıma.
Sayfa 17 - İthaki·Kitabı okuyor
Alıntı
Oysa yol, her zaman önce insanın içinde başlar. İçinde yürüyemeyen, dışarıda hiçbir yere varamaz.
Kapı Yayınları·Kitabı okudu
Bir sabah uyanırsın ve anlarsın; artık kalmak, gitmekten daha ağırdır.
Sayfa 62 - Kapı Yayınları·Kitabı okudu
Kendini arayabilmek, kendi sesindeki kaygıyı duymak ve kendini avutmanın bir yolunu bulmak. Onun kahkahası! Köpüren gülüşü! İşte o anda, tamamen ve geri dönüşsüz biçimde bağlandığımı biliyordum.
Sayfa 41 - Timaş·Kitabı okuyor
Alıntı