Daha önce sinamayla ilgili iki kitap okumuştum, bu kitapta üçüncü oldu. Kalite bakımından da diğer ikisinin gerisinde kaldı.
İlk kitap ta (Oscar Filmleri) sinema ile ilgili belli başlı bilgiler ve tarihte oscar kazanan flimlerin kısa öyküsü okuyucuya aktarır, ayrıca hangi filimin hangi dalda ödül aldığını ve ödül alamayan diğer adayları kısaca belirtir.
Diğer okuduğum ikinci kitap ta ise (Yüzyılın En İyi 100 Filmi) yazar kendisine göre belirlediği en iyi yüz filmi nedenleriyle beraber kitapta belirtir. Yazar bunun için belkide binlerce filim izlemiş, araştırmış, incelemiştir. İçlerinde büyük ödül alan filimlerde var hiç ödül almayanlarda. Yinede büyük bir çaba göstermiştir.
Bu son okuduğum kitapta ise sinamayı başlangıcından kendi zamanına kadar dönemlere ayırır ve kendi dönemlerinin en iyi flimlerinin isimlerini saymakla yetinir. Çok az yerde filim hakkında çok kısa bir bilgilendirme yapar. En çok tanınan bilinen oyuncular hakkında da kısa bir bilgi vermekle yetinir.
Yazar kendi belirlediği ölçülere göre;
Birinci dünya savaşı, sessiz sinamanın olduğu dönemler, sesli sinemanın başlangıcı, gelişmesi, ikinci dünya savaşı sırasında vesaire diye sinemayı dönemlere ayırır ve bu dönemlerde dünya sinemasında çekilen filimleri ve bu filmlerin özelliklerine değinir. Her coğrafyada filimler genellikle devlet baskısı ve devletin çıkarı amacıyla kullanıldığını söyleyip durur. Filimler yeri gelir propaganda amacı taşır yeri gelir halka moral ve motivasyon amacı taşır, bazen savaş karşıtı filimler çıkar, bazen baskılardan kaçan yönetmenler komedi dalına yönelir. Psikolojik filimler, dramlar vesaire geniş bir konuda dünya sinaması çekilip durur.
İlk sinemalar amerikada çıktığı için ve daha doğrusu Amerikalılar bu işi çok iyi yaptıkları için bütün dünyayı etkisi altına alırlar ve holivood
Bilgiişlemciler ,bizleri o tarihten beri, kamera ya da gerçek nesneler kullanılmaksızın matematik modellerden yola çıkarak film yapabilen, dekor ve oyuncu oluşturabilen bilgisayarların oluşturduğu yeni bir estetiğe alıştırmaya çalışmaktadırlar.
1941'den başlayarak Rus sineması ulusal birliği canlandırabilmek amacıyla daha önce görülmedik bir çaba harcar (daha önce çevrilen en iyi filmler iç bölünmelerden! sınıf savaşlarından, iç savaştan söz etmekteydi).
Chaplin; "Sessiz filmlere kıyasla sözlüleri hiç sevmediğimi söyleyebilirim! Dünyanın en eski sanatı olan pandomimi yokedecekler. Sessizliğin büyük güzelliğini mahvediyorlar."