Konferans ve vaazdan maksat, insanları aydınlatmaksa, üslubun da konu içeriğinin de cemaatin düzeyine uygun olması, insanlarla anlayacağı bir dil ve düzeyde iletişim kurulması gerekiyor.
kitaplığımda okumadığım bir kitaba bakınca, hâl diliyle aramızda şöyle bir diyalog oluşurdu: Ben içimden kitaba, “Ya kusura bakma, bir fırsatını bulup seni okuyamadım.” derdim. Kitap da bana sanki, “Bir an önce beni oku, içimdeki bilgiler mahsur kaldı, beni oku ve ihtiva ettiğim bilgileri cemaate ulaştır.” derdi.
Şair Arif Küçükbenli’nin ifadesi ile;
“Ezan seslerine hasret kalmayan
Anlayamaz nedir gurbette cami
Her şeyi yitirip tekrar bulmayan
Bilmez ne demektir gurbette cami..!”
Güneşli bir günde, güneşin her yeri sarıp sarmalayacağına inanarak geldiğim bu mekana, öyle güneşin hesapsızca giremediğini görmüştüm o gün… Nisan nerede, bahar kimlere takılıp kalıyor da her yerden görülemiyor diye düşündüğüm bir gün… Baharlarını uğruna hesapsızca harcadıkları tarafından,kışında yalnızlığa mahkûm edilen hayatlar…