Türkiye aydın kesimine, feodal bir kültüre karşı savaş verirken, görünüşte ileri Batı kültürüne, sanatına yaslanmak kolay geldi. Kendi gelen konuğu başımız, gözümüz üstüne alıp kabul ettik. Kur-tak sanayi, kur-tak kültür el ele bugünlere dek sürüp gelmiştir ama, bir şey eksik kalmıştır hep. O şey ÖZÜ' dür işin. Yani KENDİ KÜLTÜRÜMÜZ, KENDİ SANATlMlZ.
Ülkemizdeki yazın çevrelerinin genel kanısı şudur: İyi yazın adamı, edebiyat fakültelerinin dışından çıkar. Bu sav pek çok örneklerle doğrulanmıştır. Vardır tek tük öğrenimli yazın adamı. Onlar da, kişisel çabalarıyla, ilkin öğrendiklerini unutmaya çalışarak kendilerinde kurulmuş ön yapıları yıkarak amaçlarına varmışlardır.
Şiir yazma, bir üretim eylemidir. Ozan ise üretimci. Bu üretim eyleminin bir de tüketicisi var: Okurlar. Şiir, kitap ve dergi biçiminde somutlaştığında meta (mal) olmuştur. Satılır, alınır.