Akılcılığın vardığı nokta Batı medeniyeti, akıllılığın vardığı yer ise İslâm'dır. Apaçık görüldüğü üzere akılcılıkta baskı altına alınmış bir akıllılık, akıllılıkta ise disipline sokulmuş bir akılcılık vardır. Bütün mesele aklın bir şirk unsuru haline girip girmediğindedir.
Zaman ve ziyan ilişkisi gerçekten Hasan Basri'nin "Ey Ademoğlu sen günler ve gecelersin" sözünde gerçek anlamını bulur. Hepimiz ters çevrilmiş kum saati gibiyiz, zamanın öneminden bahsederken dahi azalıyoruz. İnsan bu dünyada, sıcak bir günde buz satan ve "Sermayesi eriyen şu zavallıya yardım edin!" diyerek bağıran adama benzemektedir.
İnsanların büyük bir kısmının entelektüel faaliyetten anladığı, kulaklarından içeri dökülen sloganları papağan gibi tekrar etmekten ibarettir. Sloganlar ise dayanıksızdır. Ayette zikredilen örümceğin evini anımsatır. Ancak sloganlar bir akış oluşturur. Kendinizi bu akışa kaptırmazsanız ve durabilmeyi becerirseniz sloganın ne kadar boş olduğu çok kolayca fark edilir. Bu sebeple insanlar dönemin modasına kapılarak canları ve malları pahasına savundukları fikirlerinin çok saçma olduğunu modası geçince fark ederler.