Sevememiş kocasını Hatice, kötü değilmiş aslında adam ama gönül sevmeyince, başka sevdiği varmış derlerdi hep. Çok içerdi Arif Amca çok, ayık gezdiğini görmezdik hiç. Hasta olacaksın bu kadar içme dediklerinde “Atın ölümü arpadan olsun, mutluluğum benim bu, kim ölmüş mutluluktan!” derdi.
Benim de bir gün kırmızı renkli bir Toros’um olacak.”
Gülerdi Havva ona, “Ya Mutlu o kadar zengin olma hayali kuruyorsun, olmasını istediğin bir Toros mu, neden Mercedes istemiyorsun?”
Hayalleri bile fakir olur mu bir insanın, zavallı sanki daha fazlasını istese altında kalıp ezilecek “Yok, haddimi bilirim ben, Mercedes nere, ben nere…” derdi.
“Ne hissediyorsun ? Söylesene, ne hissediyorsun?” diye seslenmişti televizyonda bir adam karşısındakine. üstüme alınıp ne hissettiğimi düşündüm.
“hissedemiyorum.”
öfke? acı? ıstırap? keder? hiçbir şey! hiçbir şey! hissetmiyordum işte. duyuları olan bir insan olduğumu hatırlamak için duşa girip soğuk suyla tepemden aşağı ıslandım. üşüyordum, nihayet hissediyordum bir şeyler: soğuk! çok soğuk! üşüdükçe ayıldım, ayıldıkça sevindim, soğuktu, çok soğuk! sonra başka duygular şekillenmeye başladı benliğimde, yalnız olduğunu hissettim, sebebini bile unutmuşum ama mutsuzdum