"Herhangi biri seni sevmeye başlarsa, senin kim olduğunu anlayabilir. Başlangıçta merakla seni gözlemleyecekler. Ancak zamanla sana karşı ilgi duyacaklar ve seni yakından tanımak isteyecekler. Senin yanlarındayken nasıl koktuğun ve yürüdüğünde nasıl bir ses çıkardığını bilecekler. İşte bu sensin."
Bu ağır , soğuk ve sessiz dağın altında belimi doğrultmamı, sabretmemi isteme, kemiklerim kırılmış , söyle ! Nasıl konuşacağımı bilemiyorum, iyi olmadığımı sana nasıl anlatayım, o büyük patlama, bu dağı göğsümden yere atmalı ve dağıtmalı !
Ashab, bir araya geldiklerinde, alışılagelmiş, anlamsız ve manasına kimsenin dikkat etmediği hal hatır sormalar yerine ''Ve'l-Asr'' suresini okuyup ondan sonra birbirlerinden ayrılmayı âdet edinmişlerdi. Ne ilginç bir slogandır! Kısa, öz ve mükemmeldir.
"Düşmanlar -ki onlar özgürlüğün, adaletin, aşkın, emeğin, umudun, hayatın cellatlarıdır. Onlar isterler ki, kozanın karanlığı delinmesin, derin uykulardan uyanmasın tırtıl."
Senin karnın sapasağlamdır, sen ona bak. Yarım metre ötendeki bir başkası için ise dünya mahvolmaktadır. Hem de işkence ve iniltiler içinde. Bunu ruhun bile duymaz, senin. İşte dünyanın sefil tarafı bunda. Buna mim koy, küçüğüm. İşte bu yüzden değil midir ki ilerleyiş pek ağır gerilemeler hızla geçmektedir.
Sayfa 34 - Arif Bolat Kitabevi, Baskı 1967, Türkçesi: Burhan Arpad