Önceki gece Tamotogaura'da bir çifte intihar yaşanmış, bir adam ile kadın birlikte denize atlamıştı. Adam avdan dönen bir balıkçı teknesi tarafından denizden çıkarılmıştı ve yaşıyordu. Gelgelelim kadının bedeni bulunamamıştı.
"Buradan gidilir sümbüli pusun derinlerine."...
"Buradan sonrası hüzün şehri." Cehennemin kapısındaki dillere pelesenk olmuş bu dizenin, kitabın ilk satırı için görkemli olabileceğini düşünmüştüm. Başka bir nedeni yok. Romanım bu tek dize yüzünden başarısızlığa uğrayacak olsa bile,korkakça onu silmek gibi bir niyetim yok. Hazır burada poz keserken bir şey daha söyleyeyim: O ilk satırı silmek, benim bugüne kadarki tüm yaşamımı silmek olur.
Yeter... İnsanın kendisiyle alay etmesi çok sefilce bir şey. Bu, muhtemelen örselenmiş olan gururumdan kaynaklanıyor. Aslında insanların hakkımda bunları söylemesini hiç istemediğimden, herkesten önce çuvaldızı ben kendime batırıyorum. İşte bu korkaklığın ta kendisi. Daha dürüst olmalıyım. Daha alçakgönüllü...
Yozo Oba...
Hadi gülün bana. Karabatağa öykünen bir kargayım
"Buradan sonrası hüzün şehri..."
Tüm arkadaşlarım benden uzak duruyor, acıyan gözlerle bakıyorlar bana. Dostlarım! Benimle konuşun, benimle gülün! Ah, dostum boş yere bana yüz çeviriyorsun. Haydi dostum, sor bana! Hepsini anlatayım sana... Ben şu ellerimle Sono'yu suda boğdum. Şeytani kibrimle, ben yaşasam bile Sono ölsün istedim.