Sokrates'i bu kadar bilge yapan onun sürekli soru sorması ve fikirlerini tartışmaya her zaman istekli olmasıydı. Yaşam, diye açıklamıştı, ancak ne yaptığınız üzerine düşünüyorsanız yaşamaya değer. Sorgulanmamış bir varoluş büyükbaş hayvanlar için doyurucudur, ama insanlar için değil.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fakat doğa bizi yasalarındaki ahenge, uyuma öyle bir alıştırmıştır ki, onun görmeye alışık olduğumuz uyumundaki en ufak bir kayma bizi tiksindirir, korkutur; bu nedenle Yaradan'ın her hatası yalnış yaratılmış bu varlığa karşı -her ne kadar bir haksızlık ise de ne yazık ki çözümü yoktur- içimizde öfke uyandırır. Daha da kötüsü tiksintimizi onu özensiz yaratana değil, hiçbir suçu günahı olamayan eserine yöneltiriz: Sakat ve bizimçiz varlık (insanoğlu) yeterince sıkıntısı, derdi yokmuş gibi sağlıklı ve kusursuz varlıkların (insanların) nahoş davranışlarına da katlanmak zorunda kalır.
İnsanlardaki çirkinliği fark etmeyen, yalnızca iyiyi hisseden hayvanlar dışında hiç kimsenin gözbebeğine baktığını, bir gözü yakından gördüğünü hatırlamıyordu Ruzena. Allahtan çok akıllı ve duyarlı değildi, bu sayede Tanrı'nın kendisine yaptığı bu haksızlığı insanların arasındayken pek hissetmiyordu.