Şöyle,çok derin bir karmaşadayım. Duygularımı,fikirlerimi nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Anna Karenina öyle bir bir eser ki, hayır bu doğru bir tanım değil öyle bir dünya ki, onu bir ayda yaşamak ve hemencecik okuyup bitirmek doğru olmaz, aylara yayacaksınız...içinde işlenen fikirleri ve emosiyaları anlamak ve düşünmek için zamana ihtiyacınız olacak. 83 günde okumuşum ben)
Tolstoy, ben hayranıyım bu adamın, bilmiyorum belki benim fikirlerimin ve duygularımı en çok paylaşan bir yazar olduğu için mi acaba. Ama adam insanın en derin duygularını o kadar estetik, kalite ve bilişsel olarak eserde işlemiş ki, bazen okurken duraklayıp "vay be, siz ne böyük bir dehasınız Tolstoy" diyordum. Eserin yazarın kendi hayatından otobiyografik öğeler taşıması ayrıca bir müthiş lezzet. Tabii eseri okurken, Levin karekterinin Tosltoy'un kendisini temsil ettiğini unutmamak gerekir. Yani bir yerli ve yabancı kaynaklardan ön araştırma yapmak her esere başlamadan çok önemli zaten.
Anna Karenina...
Zaten eserde ilk 100 sayfalarda Anna yok , bekliyorsun gelmiyor. İlginç dedim) Ama Anna geldikten sonra ona karşı duygu ve fikirleriniz eser boyunca değişecek, bazen çok kızdım ben, sonra yavaş yavaş anlamaya, acımaya, bazen yine kızmaya , sonra yeniden üzülmek. İşte Tolstoy, insanı bu şekilde eğitiyor, seni baştan alıyor eğite eğite getiriyor zirveye ve oradan eğer Tolstoyun fikir ve bakış açılarıyla yoğrula bilmiş isen büyük fotoğrafa bakmanı ve kendi içinde muhakeme etmeni ve karar vermeni istiyor Anna'nin davranışlarına ve eserde işlenen diğer nice konulara. Ama bunu yaparken sana başka bir prototip daha veriyor Kiti ve Levin aşkı, onların da aşk serüveni anlatıyor, ve bak diyor başka aşk örnekleri var. Müthiş bir iş!
Burada bir alıntitan yola çıkarak bunları yazmıştım not defterime. Ama