Bazen insanın gerçekten içi yoruluyor.
Bunca hoyratlık, bunca kan, bunca hunharlık, bunca yalan dolan, iftira, ruhlarımızda iz bırakmadan mı geçip gidiyor sanıyorsunuz?
Sanata, şiire, müziğe, kirletilmemiş limanlara sığınmaktan başka çare yok.
Hele sevildiğini bilmek... Birisinin sizi düşündüğünü, iyi olmanız için uğraştığını, sizi koruduğunu hissetmek. Bir de paylaşma duygusunu eklemek gerekiyor buna. Ekmeği, düşünceyi, sevgiyi paylaşmak.
Öyle bir yaşama hır gürüne kaptırmışızki kendimizi, elimizden kayıp giden günlerin farkına varmıyoruz. Tespih tanesi gibi arka arkaya diziliyor günler, birbirinin tıpatıp aynı.
Bir parça alçakgönüllülük, gündelik hırslardan birazcık arınma dünyayı cennete çevirmeye yeter:hem size, hem başkalarına..
Orta yaşı geçmiş ve yıllarca Türkiye üzerine düşünmüş bir insan olarak rahatça söyleyebilirim ki burası iyi niyetin ödüllendirildiği ve kötü niyetin cezalandırıldığı bir ülke değil.
Türkiye'de insanlar birbirine karşı saldırı ve savunma halindedir. Yüzyıllar boyunca sürüp giden kavgalar vahşi bir geleneğe dönüşmüştür artık.
Hepimizin, yelkovanın daha hızlı hareket etmesini ya da takvim yapraklarının çabucak bitmesini istediğimiz zamanlar olmuştur. Fakat iyi günler geçiyor, kötü günler geçiyor, beş dakika daha denilen uyku anları geçiyor, ölüyorum artık dediğin acılar geçiyor, bir daha mutlu olamam dediğin anlar geçiyor. Zamanla herşey geçiyor.
Acılarınıza zaman tanıyın 😊