Yaşlıların şikayetlerinin her yerde aynı olması dikkatimi çekti. Yaşlandıkça her şeyin geçmişte daha iyi olduğunu düşünmeye başlıyoruz.
Bir yüzyıl önceki yaşlılar iki yüzyıl geri gitmek isterlerken iki yüzyıl öncekiler de üç yüzyıl geri gitmek istiyorlardı.
İnsanların memnun olduğu bir çağ olmadı.
Ancak zevkleri bu denli farklı kılan nedir?
Bana göre biz Doğulular, içinde bulunduğumuz şartlardan hoşnut olmayı amaçlayıp elimizdekilerle mutlu olduğumuz için karanlıktan şikayet etmek yerine bunun bir çaresi olmadığını kabullenip ışık azsa azdır der, karanlık üzerine düşüncelere gömülür ve karanlığın içindeki doğal güzelliği keşfederiz.
Ancak yenilikçi Batılı yetinmeyip elindekini iyileştirmekte kararlıdır her zaman. Mumdan gaz lambasına, gaz lambasından elektrik ışığına daha aydınlık bir ışık arayışı asla bitmiyor, en önemsiz gölgeyi bile yok etmek adına hiçbir zahmetten kaçınmıyor.
Atalarımız kadından, karanlıktan ayrılmaz bir obje yarattılar.
Kadını karanlıktan koparılmaması gereken bir varlık olarak görüp, ellerinden geldiğince onu karanlıkta saklayıp, kollarını ve bacaklarını uzun yakaların ve eteklerin içinde gizlediler ve böylece yalnız tek bir parçası ön plana çıktı; yüzü.