"Fransa'da yükseköğrenim görmüş, fabrikatör bir babanın kızı, uluslararası çalışan iş adamının karısı, Halep'in en lüks mahallesinde oturan ben Azmide Dabah gündelikçi olabilmek için can atıyorum..."
Savaş ve gerçekleri anlatan bu eser, Azmide Dabbahın yaşam hikayesi daha doğrusu savaş hikayesidir. Halepte ailesiyle yaşayan ve sonrasında şehirde çıkan iç savaşla Suriye gerçekleriyle yüzleşen ailenin bu savaştan çıkmak için verdiği mücadele anlatılıyor. Aileden kastım başta Azmide Dabah, eşi, çocuğu, annesi ve babası iken geriye kalan oğlu ve kendisidir asıl. Tüm bu yaşadıklarını günlüğüne yazıp bizlere ulaştıran bir kağıt parçası ne kadar değerli değil mi ?
Her şeye rağmen Suriyeden çıkıp Türkiye'ye gelmeyi başarmış ,Bodrum Yalıkavak ' ta para kazanmaya çalışmış ,Fransaya gitmek için mücadele etmiş ama Ege Denizi'nde yaşamı son bulan bir anne ve oğlunun hikayesidir.
Savaş ortamında kalmış ya da o ortama doğru sürüklenen birinin sürekli umutsuz ,şüpheci olmasi sizce garip mi? Azize hep şüpheli ve korkulu.
Sevdiğin birinin ölmesi zorken onun mezarının, geçtiğin herhangi bir yolda olması bilmediğin bir toprakta olması ölümden daha çok can yakıcıdır hele ki ölen kişi annen ise...
Çocuğuna her şey güzel, bir sorun yok diye söylenen ama aslında gerçek olmasını istediği bu yalanları söylemek dile de yüreğe de zor olsa gerek.
Şarkısını söylüyordu deniz. Yani ben Azmide Dabbah : Bir zamanlar Fransa'dan gelen pahalı parfümleri, kremleri kullanan,güzellik salonlarından çıkmayan kadın artık yok; aylar önce öldü o ...
Bu sesleniş ölümden önceki bir mesajdı aslında. Savaşın olduğu yerde mutluluk aranmaz , gülen çocuklara bakmak acı vericidir. Savaş savaştır, gerisi yalandır, gerçekler ise acıdır. Savaşların olmadığı hayatlar dileğiyle. Hepinize iyi okumalar.