İnanmak…
Bazen bir kelime, bazen bir ömürlük arayıştır.
Kimimiz bir acının ardında, kimimiz bir mucizenin içinde bulur kendini bu sorunun karşısında:
“Niçin inanıyorum?”
Bu kitap, işte tam da o sorunun sessiz yankılarına cevap veriyor.
Cevapları dayatmıyor, açıklıyor.
Korkutmuyor, düşündürüyor.
Ve her bölümünde insana, imanın bir teslimiyet değil; farkında olarak yönelmenin adı olduğunu hatırlatıyor.
Kur’an neden yeterlidir, melekler gerçekten var mıdır, kader önceden yazıldıysa biz neden sorumluyuz, Allah neden yarattı bizi?
Bu kitap bu soruları susturmak için değil, soruların altındaki hakikati göstermek için var.
Sayfalar ilerledikçe anlıyorsun ki:
İman, kalbin bir inadı değil; aklın huzura varışıdır.
İnanmak, körü körüne değil; göre göre, hissede hissede yapılan bir tercihtir.
Eser, özellikle inancını sorgulayan genç kalplere,
düşünmenin de bir ibadet olduğunu fısıldıyor.
“İman, sadece inanmak değil; neden inandığını bilmektir.”