Cengiz Aytmatov – Cemile
Kitap, savaşa giden bir askerin geride bıraktığı ailesini, özellikle de küçük kardeşinin gözünden anlatıyor. Anlatıcı bir çocuk ve olayları onun bakışıyla okumak, hikâyeyi daha sade ama aynı zamanda daha çarpıcı hâle getiriyor. Bu gözle aslında Cemile’yi, yani yengeyi ve onun iç dünyasını tanıyoruz.
Cemile, bulunduğu çevreye göre daha hareketli, konuşkan ve dikkat çeken bir kadın. Savaşın getirdiği yalnızlık ve belirsizlik içinde, Danyal’la aralarında bir bağ oluşuyor. Anlatıcı çocuk da bu durumu çoğu zaman yadırgamıyor, hatta onları haklı bulmaya çalışıyor.
Ancak benim açımdan Cemile’nin yaptığı şey kabul edilebilir değildi. İnsan aşık olabilir, duygular yaşayabilir; bunu inkâr etmek insanlığa da aykırı olur. Ama burada söz konusu olan nikâh, sadakat ve emanet meselesi. Kocası keyfi bir şekilde gitmiş biri değil; savaşta, görevde. Böyle bir durumda arkasında bırakıp gitmek bana göre ne doğru ne de adil. Bunun başka yolları olabilirdi.
Kitap akıcı, dili sade ve okurken yormuyor. Duygusal bir havası var; biraz İran filmi tadı veriyor. Genel olarak beğendim ama Cemile’nin kocası askerdeyken onu bırakıp gitmesi, benim için kitabın en rahatsız edici noktasıydı.