Kısa bir anlatıya elverişli bir konu ve malzemenin 400 sayfaya yakın uzunlukta bir anlatıyı omuzlamaya zorlanması romanda yoğunluğun yitirilmesine, konunun sulandırılmasına ve romanın yer yer yavanlaşmasına yol açıyor.
Tahsin Yücel "Devlet Ana Nasıl Okunur" adlı esprili ve ironik bir yazısında tarihsel yanlışları belirtmişti. Kemal Tahir'in, 13. yüzyılda Latinceyi konuşulan bir dil sanması; gözlük, dürbün, kağıt para gibi o çağda henüz bilinmeyen nesneleri romana sokması bunlardan bazıları.