Unutma, iyilikler fazlalaştıkça kötülükler zaten kendiliğinden yok olup gider. Yani lambayı açmadan karanlığı yok ede mezsin. Lamba açıldığı zaman karanlık kendiliğinden yok olacak zaten. Ancak karanlığın yok olması tamamen gittiği anlamına gelmiyor. Karanlık yine aynı yerde beklemekte. Lamba söndüğü an karanlık yine orada. Lambayı açmadan önce karanlığı temizleyeceğim, diyemezsin.
Nuh Peygamber gemiyi yapmaya başladığı zaman durmadan, dinlenmeden, yemeden, içmeden gece gündüz pür gayret çalışır. Onun yorgun ve bitkin halini gören kavmi: "Yâ Nuh, bu tufan ne zaman kopacak?" diye sorar. Nuh (a.s): "Sefine bittiği zaman!" cevabını verir. Kavmi: "Bu tufan mâdem sefine bittiği zaman kopacak, o zaman nedir bu telaşın? Dur, bir mola ver. Hele bir dinlen. Sefineyi zaman içinde yapmaya devam edersin" derler.
Nuh Peygamberin kavmine verdiği cevap bize kulluk dersi olacak nitelikte: "Allah bir kuluna bir görev verdiği zaman, o kulunu o görev üzerinde dâim görmek ister" İşte bizim, Nuh Peygamberin kıssasından alacağımız en önemli hisse budur.
Kişinin şartlanmışlığı, kendisine perdedir. Kişinin ben iddiası şirkidir. Kişi; kendini bilmiş zanneder, kibirlenir ve diğer kişi lerle kendini kıyaslarsa bu hal onun ruhunu kirletir, şuurunu karartır ve onu iblisin yandaşı yapar. Kişi, şaşı olur, varlığın birliğini ve hakikatini şuhut edemez. Bu durumda tövbe etmezse ona hayır kapılarının açılması imkânsız hale gelir.
Ister isen bulasın cananı sen
Gayre bakma sende iste sende bul
Kendi mir'atında gözle anı sen
Gayre bakma sende iste sende bul
Zat-ı Hakk'ı anla zatındır senin
Hem sıfatı hep sıfatındır senin
Sen seni bilmek necatındır senin
Gayre bakma sende iste sende bul
Sureti terk eyle mânâ bulagör
Ko sıfatı bahr-i zata dalagör
Ey Niyazi şark u garba dalagör
Gayre bakma sende iste sende bul
Niyazi-i Mısri Hz.