Babasının anlattığına göre gökyüzü, yansımasını denizde seyredebilmek için kendini her sabah maviye boyarmış. Günlerden bir gün, uzunca bir duvarın denizi ortadan ikiye ayırdığını fark edince duvarı nasıl yıkabileceğini düşünmeye başlamış. Çıkar bir yol bulamayacağını anladığında çareyi, inatçı bir alaca kuşla
iddiaya tutuşmakta bulmuş. Zayıf ve güçsüz görünen alaca kuş, bu görüntüsünün aksine duvarı ortadan kaldırarak denizleri birbirine kavuşturabileceğini iddia etmiş. Derhâl kanatlanarak olabildiğince yükseklere uçmaya çabalamış. Yükseldikçe yükselmiş. O kadar yükseklere çıkmış ki, aşağı baktığında duvarın ipince bir çizgiye dönüştüğünü görmüş. Yorulmaya başlasa da kanatlarını daha güçlü çırparak bulutların ardına, erişmiş. Tekrar aşağı baktığında duvarın kaybolduğunu ve iki denizin birleştiğini görerek gururla bakmış ve şöyle demiş: "Buradaki işim bitti. Yıkılacak yeni duvarlar bulabilmek için artık uzaklara uçmalıyım."
Unutma, iyilikler fazlalaştıkça kötülükler zaten kendiliğinden yok olup gider. Yani lambayı açmadan karanlığı yok ede mezsin. Lamba açıldığı zaman karanlık kendiliğinden yok olacak zaten. Ancak karanlığın yok olması tamamen gittiği anlamına gelmiyor. Karanlık yine aynı yerde beklemekte. Lamba söndüğü an karanlık yine orada. Lambayı açmadan önce karanlığı temizleyeceğim, diyemezsin.