Mah Peri

Zaman bileklerime geçmiş ateşten kelepçe!
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İçimdeki sıkıntıyı bir atabilsem...
Adil Erdem Beyazıt
Nuri Pakdil'e Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana O inanmışlar çağının.Zaman akar yer direnir gökyüzü kanat gerer Siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde Karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz Soluğunuz umutsuz ceylanların gözyaşına sünger.Gün doğar rüzgar eser bulut dolanır Rahmet şarkısı söyler yağmurlar Alnınız en soylu isyandır demir külçelere Gürültü susar ses donar sevgi tohumu patlar Sessiz bir bombadır konuşur derinlerde.Ey bizim sabır yüklü toprağımızın kutsal ağacı Sen bize hayatsın umutsun mezarlar kadar derin Bizi tutan bir şey varsa dirilten o sensin Üzerinde uyuduğumuz yavru kuşların tüy renkli sıcaklığı. Ey damarlarımızda donan buz yüzlü heykeller beldesinden Yıkıntılar sonrası sığındığım şefkat anası Ey dağları yerinden oynatan ses ey mermeri toz eden rüzgar Ey alemi donatan ışık toprağa can veren el.Gün olur toprak uyanır ağaç uyanır uyanır böcekler Sarı bozkır titrer çıplak ağaçlar yeşerir gök yıkanır kirli dumanlardan Su coşar deniz kabarır canlanır ölü şehirler Yemyeşil bir rüzgar eser yıldızlar arasından.Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü Çatlayacak yalanın çelik kabuğu Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu.Güzlek,1966
Şiir
BANA KUŞLAR SÖYLEDİ Gökyüzü gibi bir şey şu çocukluk hiçbir yere gitmiyor. Bazen neşeli bir ses olarak yankılanıyor, yürekte bazen keskin bir sızı. Yanlış anlaşılan bir hayat kesiti. Hayat yolculuğunda bir duraktı orası. Uzaklaştıkça unuttuk. Yetişkinlik artık çocukken duyduğumuz yalanları anlamlandırmaya başlamaktı sanki. ‘’Belki de bir canlının yüreği sadece çocuklukta dilediğince atıyor. Korkmadan, hesaplamadan, bütün mümkünlere inanarak. Büyüdükçe sadece kan pompalıyor kalp. Kendini bildiğin gün korkuyu da biliyorsun belki.’’ Her gelen nesil bir sonraki nesle daha yalan, daha yıkık, daha yaşanmaz bir dünya bırakıyor. Çareyi ise hep kendisinden sonraki nesilden bekliyor. Biz batırdık ama hadi umudumuz sizsiniz diyerek sonraki nesillere olmayacak görevler atfediyor. Halbuki bu yaşadığımız dünya ortaktı. Herkesin her neslin tek bir görevi vardı. Kendisinden sonra gelen nesle aldığı emaneti daha iyi olmazsa bile zarar vermeden bırakmaktı.
Gittikçe bozulan bir nakarat gibi hayat..