Bayramın elinde yarısı boş bir bant kaseti: Solmaz karısına inat, git doldurt şu Emel Sayın'ı. Ama başta hep "Fikrimin İnce Gülü" kalmalı haa! Aman yanılıp silivermesinler. Ne Balkız bu şarkısız olur, ne bu şarkı Balkız'sız...
Teypte şimdi bir erkek sesi, bir türküyü bağırıyor:
İstanbul'un minaresi beş yandan
Sen doldur ben içeyim fincandan aman
Bir fincanla kurtulayım Bu gamdan...
Kıyabilsem Balkız'ıma, ben kendim için, hısım akrabam, eşim dostum için, değil mi ya, yüklenirdim bir iyice. Bak, amcamız hastaymış da, ona bile eli boş gidiyoruz. Hasta adam kravatı, gömleği ne yapsın? Bari, başucuna bir radyo alsaydım, pilli...