Çağdaş Mahir Can

Her şeyin, hatta bu hikâyenin bile bir sonu olduğu gibi bir gün Bilbo'nun doğup büyüdüğü toprağın ve ağaçların şeklinin elleri ve ayakları kadar tanıdık olduğu diyarı gördüler. Bir yükseltiye çıktığında uzaktan kendi Tepesini gördü ve aniden durup şöyle dedi: Yollar uzar gider, Kayanın üzerinden, ağacın dibinden, Güneşin hiç vurmadığı mağaralardan Denizi hiç bulmayan çaylardan; Kışın ektiği karların üzerinden Ve şen haziran çiçeklerinin içinden Çimenlerin ve taşların üzerinden, Ve ayın şavkıdığı dağların içinden. Yollar uzar gider, Bulutun altından ve altından yıldızın, Yine de gezmeye giden ayaklar Döner sonunda sılaya uzaklardan. Ateşle kılıcı gören gözler Ve taş odalardaki dehşeti Nihayet görür yeşil çayırları Ve nicedir bildiği ağaçlarla tepeleri.
Sayfa 330·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Şendir mayıs mevsimi!” dedi Bilbo yağmur yüzünü döverken. “Ama sırtımızı efsanelere verdik ve sılaya dönüyoruz. Sanırım bu sayede ilk kez tadını damağımızda hissediyoruz.”
Sayfa 329·Kitabı okudu
Alıntı
Nihayet uzun yoldan gelip önceki sefer goblinler tarafından yakalandıkları yere geldiler. Ama o yüksek noktaya sabahleyin varmışlardı ve arkalarına baktıklarında, enginlere uzanan toprakların üzerinde ak bir güneşin parladığını gördüler. Arkalarında uzakları mavi, daha yakın kısımları ise mevsimin bahar olmasına rağmen koyu yeşil görünen Kuyutorman yatıyordu. Daha da uzakta, göz eriminin hemen ucunda, Yalnız Dağ vardı. En yüksek doruğunda hâlâ erimemiş olan karlar soluk bir ışıltı saçıyordu. “İşte ateşin ardından kar gelir ve ejderhaların bile sonu vardır!” dedi Bilbo serüvenine sırtını döndükten sonra. Took tarafı fena halde yorulmaktaydı ve Baggins günbegün güçleniyordu. “Artık tek istediğim kendi koltuğumda olmak!” dedi.
Sayfa 324·Kitabı okudu
Alıntı
“Selam sana, Thorin!” dedi içeri girerken.“ Onu getirdim.” Gerçekten de orada Thorin Meşekalkan'ın pek çok yara almış gövdesi yatıyordu; yırtılan zırhı ile çentilen baltası bir kenara atılmıştı. Bilbo yanına gelince başını kaldırıp baktı. “Elveda, iyi yürekli hırsız.” “Şimdi Dünya yenilenene kadar bekleme salonlarına, babalarımın yanında oturmaya gidiyorum. Artık tüm altın ve gümüşleri geride bıraktığımdan ve bunların değerinin pek az olduğu bir yere gittiğimden, seninle dostluk içinde ayrılmak, kapıda söylediklerimi ve yaptıklarımı geri almak istiyorum.” Bilbo içi hüzünle dolarak tek dizinin üzerine çöktü. “Elveda, Dağaltı'tının Kralı!” dedi. “Böyle bitecekse, bu acı bir serüven oldu ve bir dağ dolusu altın bile onu telafi edemez. Yine de tehlikelerinizi paylaştığıma memnunum - bu herhangi bir Baggins'in hak ettiğinden fazlasıdır.” “Hayır!” dedi. “Senin içinde bildiğinden fazla iyilik var, Batı'nın sevecen evladı. Tam gereken miktarda, biraz cesaret, biraz da bilgelik. Daha çoğumuz yemeğe, neşeye ve şarkıya saklanan altınlardan daha fazla değer verse idi, dünya daha şen bir yer olurdu. Ama kederli de olsa, şen de, şimdi bu dünyadan ayrılmalıyım. Elveda!”
Sayfa 317·Kitabı okudu
Alıntı
Aniden büyük bir haykırış ve kapıdan bir boru sesi duyuldu. Thorin'i unutmuşlardı! Duvarın bir bölümü manivelalarla yerinden oynatılarak bir çatırtıyla havuza düştü. Dağaltı'tının Kralı dışarı fırladı, yoldaşları da onunla birlikte. Kukuleta ve pelerinleri gitmişti, ışıldayan zırhlar içindeydiler ve gözleri kızıl ışıklar saçıyordu. Karanlığın içinde ulu cüce sönmeye yüz tutmuş bir ateşin içindeki altın misali ışıldıyordu. Başlarının üzerindeki goblinler tarafından üstlerine kayalar fırlatıldı; ama dayandılar, çavlanın dibine atlayıp savaşa koştular. Önlerine çıkan kurtlar ve binicileri ya düşüyor, ya da kaçıyordu. Thorin baltasını kudretle savurarak kuvvetli darbeler indiriyordu ve hiçbir şey ona zarar vermiyor gibiydi. “Bana gelin! Bana gelin! Elfler ve insanlar! Bana gelin! Ey hısımlarım!” diye haykırışı ve sesi vadide borazan gibi örtü. Dain'in bütün cüceleri düzene filan kulak asmadan Thorin'in yardımına koştular. Göl-halkının birçoğu da Bard onlara engel olamadığından geldi ve diğer taraftan çok sayıda elf mızrakçısı onlara katıldı. Goblinler vadide bir darbe daha aldılar ve yığılan cesetleri Dale'i daha karanlık ve çirkin bir hale çevirdi. Warglar dört bir yana dağıldı ve Thorin dosdoğru Bolg'un fedailerinin üzerine yürüdü. Ama saflarını delmeyi başaramadı. Arkasında çoktan goblinlerle beraber pek çok insan, cüce ve ormanda uzun çağlarca sürecek neşeli ömürler sürmesi gereken nice güzel elf ölü yatıyordu.
Sayfa 313·Kitabı okudu
Alıntı